<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Eski DÃ¼nya</title>
	<atom:link href="http://www.eskidunya.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.eskidunya.com</link>
	<description>Oralarda bir yerlerde hala var...</description>
	<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 07:22:48 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Barbaros Hayreddin PaÅŸa</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2008/08/03/barbaros-hayreddin-pasa.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2008/08/03/barbaros-hayreddin-pasa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 06:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih ve ÃœnlÃ¼ler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Barbaros Hayreddin PaÅŸa 1473 yÄ±llarÄ±nda Midilli adasÄ±nda doÄŸdu.Â  Midilli fatihlerinden Vardari Yakup AÄŸa&#8217;nÄ±n dÃ¶r oÄŸlundan biridir.Â  Etnik kÃ¶keninin Selanik Vardar Yenice&#8217;sindeki KayÄ± TÃ¼rklerindendir.1473 ve 1546 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda yaÅŸamÄ±ÅŸtÄ±r.





Hayreddin PaÅŸaâ€™nÄ±n asÄ±l adÄ± HÄ±zÄ±râ€™dÄ± (HÄ±zÄ±r Reis). Ona Hayreddin adÄ±nÄ±, &#8220;dinin hayÄ±rlÄ±sÄ±&#8221; anlamÄ±na gelmekte olup OsmanlÄ± Devletine yaptÄ±ÄŸÄ± hizmetinden dolayÄ± PadiÅŸah Kanuni Sultan SÃ¼leyman tarafÄ±ndan verilmiÅŸtir.
AvrupalÄ±lar ise onu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Barbaros Hayreddin PaÅŸa 1473 yÄ±llarÄ±nda Midilli adasÄ±nda doÄŸdu.Â  Midilli fatihlerinden Vardari Yakup AÄŸa&#8217;nÄ±n dÃ¶r oÄŸlundan biridir.Â  Etnik kÃ¶keninin Selanik Vardar Yenice&#8217;sindeki KayÄ± TÃ¼rklerindendir.1473 ve 1546 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda yaÅŸamÄ±ÅŸtÄ±r.</p>
<div class="mceTemp">
<dl class="wp-caption alignnone" style="width:234px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/240px-barbarossa_hayreddin_pasha.jpg"><img class="size-medium wp-image-39" title="240px-barbarossa_hayreddin_pasha" src="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/240px-barbarossa_hayreddin_pasha-224x300.jpg" alt="&lt;p&gt;&lt;/p&gt;" width="224" height="300"/></a></dt>
</dl>
</div>
<p>Hayreddin PaÅŸaâ€™nÄ±n asÄ±l adÄ± HÄ±zÄ±râ€™dÄ± (HÄ±zÄ±r Reis). Ona Hayreddin adÄ±nÄ±, &#8220;dinin hayÄ±rlÄ±sÄ±&#8221; anlamÄ±na gelmekte olup OsmanlÄ± Devletine yaptÄ±ÄŸÄ± hizmetinden dolayÄ± PadiÅŸah Kanuni Sultan SÃ¼leyman tarafÄ±ndan verilmiÅŸtir.</p>
<p>AvrupalÄ±lar ise onu, sakalÄ±nÄ±n kÄ±zÄ±la Ã§almasÄ± nedeniyle BarbaroÅŸo ya da Barbarossa (KÄ±zÄ±l Sakal) olarak adlandÄ±rdÄ±lar.Â  Barbarossa ismi ilk olarak kÄ±zÄ±l sakalÄ±ndan dolayÄ± aÄŸabeyi OruÃ§ Reis&#8217;e takÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2008/08/03/barbaros-hayreddin-pasa.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Troya SavaÅŸÄ± Efsanesi</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/troya-savasi-efsanesi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/troya-savasi-efsanesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2007 09:29:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DÃ¼nya Tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[paris]]></category>

		<category><![CDATA[troya]]></category>

		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/09/04/troya-savasi-efsanesi.html</guid>
		<description><![CDATA[
Zaman: IO 13. YY
Zeus bize Ã¼nÃ¼ sonsuza kadar sÃ¼recekse de gelmesi Ã§ok uzun sÃ¼ren ve yerine  getirilmesi Ã§ok uzun sÃ¼recek olan bu alameti gÃ¶nderdi. YÄ±lan sekiz yavruyu ve  onlarÄ± yumurtlayan serÃ§eyi yedi ki bu dokuz eder ve biz de Troya&#8217;da dokuz yÄ±l  savaÅŸacaÄŸÄ±z ama onuncu yÄ±lda kenti alacaÄŸÄ±z. OMEROS, Ä°Ã– YAKLAÅžIK  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/1_troya_savasi_1_.gif"><img class="size-medium wp-image-42" title="1_troya_savasi_1_" src="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/1_troya_savasi_1_.gif" alt="&lt;br /&gt;" width="300" height="205"/></a></p>
<p>Zaman: IO 13. YY</p>
<p>Zeus bize Ã¼nÃ¼ sonsuza kadar sÃ¼recekse de gelmesi Ã§ok uzun sÃ¼ren ve yerine  getirilmesi Ã§ok uzun sÃ¼recek olan bu alameti gÃ¶nderdi. YÄ±lan sekiz yavruyu ve  onlarÄ± yumurtlayan serÃ§eyi yedi ki bu dokuz eder ve biz de Troya&#8217;da dokuz yÄ±l  savaÅŸacaÄŸÄ±z ama onuncu yÄ±lda kenti alacaÄŸÄ±z. OMEROS, Ä°Ã– YAKLAÅžIK  750.</p>
<p>Troya SavaÅŸÄ± Efsanesi Ã¼Ã§ gÃ¼zel kadÄ±n arasÄ±ndaki rekabet hikayesiyle  baÅŸlar: Zeus&#8217;un karÄ±sÄ± Hera ve kÄ±zlarÄ± Aphrodite ve Athena. AralarÄ±ndaki  kÄ±skanÃ§lÄ±k Ã¶lÃ¼mlÃ¼ Kral Peleus ile yeni karÄ±sÄ± deniz perisi Thetis&#8217;in  dÃ¼ÄŸÃ¼nlerinde baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. Uyumsuzluk tanrÄ±Ã§asÄ± Eris kutlamaya altÄ±n bir elma  getirmiÅŸ ve bunun oradaki &#8220;en gÃ¼zel kadÄ±na&#8221; bir armaÄŸan olduÄŸunu  sÃ¶ylemiÅŸti.</p>
<p>Hera, Aphrodite ve Athena elmanÄ±n ve unvanÄ±n kendilerine ait  olduÄŸunu iddia ettiler. Eris hiÃ§ de masumane olmayan bir Ã¶neride bulundu:  Ailesindeki kadÄ±nlardan hangisinin elmayÄ± hak ettiÄŸine Zeus karar verecekti.  Zeus akÄ±llÄ±lÄ±k edip bu gÃ¶revi Troya kralÄ± Priamos&#8217;un oÄŸlu Paris&#8217;e  aktardÄ±.</p>
<p>Hera kendisini seÃ§tiÄŸi takdirde Paris&#8217;e akÄ±llara hayallere  sÄ±ÄŸmayacak derecede bÃ¼yÃ¼k bir gÃ¼Ã§ vermeyi vaat etti. Athena savaÅŸ alanÄ±nda  inanÄ±lmaz baÅŸarÄ±lÄ± olacak tarihi bir zafer vereceÄŸini sÃ¶yledi. Aphrodite ise,  yeryÃ¼zÃ¼nÃ¼n en gÃ¼zel kadÄ±nÄ±nÄ±n aÅŸkÄ±nÄ± vaat etti. Paris, siyasal gÃ¼cÃ¼ ve askeri  zaferi bir yana itip altÄ±n elmayÄ±, kendisine o en gÃ¼zel kadÄ±nÄ± vaat eden  Aphrodite&#8217;e verdi.</p>
<p>Bu karar yÃ¼zyÄ±llar Ã¶tesine, &#8220;Paris&#8217;in KararÄ±&#8221; olarak  Ã¶lÃ¼msÃ¼zleÅŸerek gelmiÅŸtir.FlÃ¢man ressam Peter Paul Rubens&#8217;in bu 17. yÃ¼zyÄ±l tablosunda Priamos&#8217;un oÄŸlu  Paris, altÄ±n elmayÄ± Peleus&#8217;un dÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ndeki gÃ¼zellik yarÄ±ÅŸmasÄ±nda Aphrodite&#8217;ye  veriyor.</p>
<p><strong>DENÄ°ZE BÄ°N GEMÄ° Ä°NDÄ°REN YÃœZ<br />
</strong> dÃ¶nemde dÃ¼nyanÄ±n en gÃ¼zel  kadÄ±nÄ±, Zeus ile Leda&#8217;nÄ±n kÄ±zlarÄ± Helena&#8217;ydÄ±. Ancak ne yazÄ±k ki, Helena, Sparta  kralÄ± Menelaos ile evliydi. Daha da kÃ¶tÃ¼sÃ¼, bu evliliÄŸin Helena&#8217;nÄ±n diÄŸer  talipleri arasÄ±nda bÃ¼yÃ¼k kavgalara neden olacaÄŸÄ±ndan korkan Ã¶lÃ¼mlÃ¼ Ã¼vey babasÄ±  Tyndareos, bÃ¼tÃ¼n Ã¶teki YunanlÄ± hÃ¼kÃ¼mdar ve savaÅŸÃ§Ä±lardan Helena&#8217;nÄ±n Menelaos ile  evliliÄŸini koruyacaklarÄ± sÃ¶zÃ¼nÃ¼ almÄ±ÅŸtÄ±.</p>
<p>Troya&#8217;ya dÃ¶nen Paris, kendisinin  Sparta&#8217;ya, Troya elÃ§isi olarak atanmasÄ±nÄ± saÄŸladÄ±. Sparta&#8217;ya vardÄ±ÄŸÄ±nda  Aphrodite gÃ¼cÃ¼nÃ¼ kullanarak Helena&#8217;yÄ± Paris&#8217;e Ã¢ÅŸÄ±k etti. Ä°ki sevgili Menelaos&#8217;un  servetinin bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ±yla Troya&#8217;ya kaÃ§tÄ±lar. BÃ¶ylece Sparta kralÄ±nÄ±n  karÄ±sÄ±nÄ± ve servetini geri almak Ã¼zere Troya&#8217;ya karÅŸÄ± &#8220;bin gemi&#8221; gÃ¶nderen  YunanlÄ±lar&#8217;Ä±n aÃ§tÄ±ÄŸÄ± on yÄ±l sÃ¼recek olan savaÅŸ baÅŸlamÄ±ÅŸ oldu.</p>
<p><strong>TROYA  SAVAÅžI: EFSANE MÄ°, TARÄ°H MÄ°, HER Ä°KÄ°SÄ° MÄ°?<br />
</strong>omeros&#8217;un Ä°lyada&#8217;sÄ±nda yer  alan Troya SavaÅŸÄ± hikÃ¢yesi Ä°Ã– 750 yÄ±lÄ±ndan kalmÄ±ÅŸtÄ±r. ArdÄ±ndan gelen Yunan  tarihÃ§ileri, Ã¶zellikle Herodotos ve Thucydides, Homeros&#8217;un hikÃ¢yesini kabul  etmiÅŸler ve Troya&#8217;nÄ±n Ä°lyada&#8217;dÃ¢ anlatÄ±ldÄ±ÄŸÄ± gibi Hellespont (ÅŸimdi Ã‡anakkale  BoÄŸazÄ±) yakÄ±nlarÄ±nda bir kent olduÄŸuna ve MykenaÄ° (Argos) kralÄ± Agamemnon  liderliÄŸinde birleÅŸen YunanlÄ±lar&#8217;la yapÄ±lan Troya SavaÅŸÄ±&#8217;nÄ±n gerÃ§ek olduÄŸuna  inanmÄ±ÅŸlardÄ±r.</p>
<p>Ã‡aÄŸdaÅŸ yazarlar ve bilginler daha kuÅŸkulu  davranmaktadÄ±rlar. Ne de olsa, Homeros&#8217;un hikÃ¢yesini ya da Troya&#8217;nÄ±n varlÄ±ÄŸÄ±nÄ±  doÄŸrulayacak tarihi kayÄ±tlar yoktur. Ancak Ä°lyada&#8217;daki birleÅŸik bir Yunan  gÃ¼cÃ¼nÃ¼n -belki de kÃ¶le ve doÄŸal kaynak elde etmek Ã¼zere-BatÄ± Asya&#8217;ya uzun bir  sefer dÃ¼zenlemiÅŸ olmasÄ± (Herodotos&#8217;a gÃ¶re Ä°Ã– 1250 sularÄ±nda) mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/troya-savasi-efsanesi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Friglerin Tarihi</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/friglerin-tarihi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/friglerin-tarihi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2007 09:24:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DÃ¼nya Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/09/04/friglerin-tarihi.html</guid>
		<description><![CDATA[GÃ¼Ã§lÃ¼ bir uygarlÄ±k kuran Friglerin tarihi ve sosyal yaÅŸamÄ± ile  ilgili bilgilerimiz ne yazÄ±k ki yeterli deÄŸildir. Bu konudaki ilk bilgileri  antik yazarlardan Ã¶ÄŸreniyoruz. TarihÃ§i Herodot ile coÄŸrafyacÄ± Strabon&#8217;a gÃ¶re  Frigler, AvrupalÄ± bir kavimdi ve Anadolu&#8217;ya gelmelerinden Ã¶nce â€œBrigler olarak  anÄ±lÄ±yorlardÄ±.
Friglerle ilgili bu yazÄ±lÄ± kaynaklarÄ± ve bÃ¶lgedeki kazÄ±  sonuÃ§larÄ±nÄ± deÄŸerlendiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÃ¼Ã§lÃ¼ bir uygarlÄ±k kuran Friglerin tarihi ve sosyal yaÅŸamÄ± ile  ilgili bilgilerimiz ne yazÄ±k ki yeterli deÄŸildir. Bu konudaki ilk bilgileri  antik yazarlardan Ã¶ÄŸreniyoruz. TarihÃ§i Herodot ile coÄŸrafyacÄ± Strabon&#8217;a gÃ¶re  Frigler, AvrupalÄ± bir kavimdi ve Anadolu&#8217;ya gelmelerinden Ã¶nce â€œBrigler olarak  anÄ±lÄ±yorlardÄ±.</strong></p>
<a href="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/frigler.jpg"><img class="size-medium wp-image-44" title="frigler" src="http://www.eskidunya.com/wp-content/uploads/2008/08/frigler-300x120.jpg" alt="&lt;br /&gt;" width="300" height="120"/></a>
<p>Friglerle ilgili bu yazÄ±lÄ± kaynaklarÄ± ve bÃ¶lgedeki kazÄ±  sonuÃ§larÄ±nÄ± deÄŸerlendiren bilim adamlarÄ± Friglerin, bÃ¼yÃ¼k olasÄ±lÄ±kla MÃ–  1200&#8242;lerde Trakya ve BoÄŸazlar Ã¼stÃ¼nden Anadolu&#8217;ya geldikleri, ilk yÄ±llarda  Trakya ve GÃ¼ney Marmara BÃ¶lgesi&#8217;nde geÃ§ici yerleÅŸim merkezleri kurduktan sonra  BatÄ± Anadolu&#8217;nun iÃ§ kesimlerine yayÄ±ldÄ±klarÄ±nÄ± ileri sÃ¼rmektedirler. Friglerin  Anadolu topraklarÄ±nda ilk siyasal birliÄŸi kurmalarÄ± MÃ– 750 yÄ±llarÄ±na  rastlar.</p>
<p>Friglerin bilinen ilk kralÄ± Ã¼lkenin baÅŸkenti Gordion&#8217;a adÄ±nÄ±  veren Gordias&#8217;tÄ±r. DaÄŸÄ±nÄ±k Frig topluluklarÄ±nÄ± siyasal bir birlik altÄ±na  toplamayÄ± baÅŸaran bu kral ve yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± dÃ¶nemin siyasal olaylarÄ±yla ilgili  bilgilerimiz yok denecek kadar azdÄ±r. TarihÃ§i Arianos&#8217;a gÃ¶re Gordias  Thelmessos&#8217;lu (Fethiye) bir kadÄ±nla evlenmiÅŸ ve Midas adÄ±nÄ± verdiÄŸi bir oÄŸlu  olmuÅŸtur. Midas Friglerin bilinen tek kralÄ±dÄ±r (AraÅŸtÄ±rmacÄ±lar Frig krallarÄ±nÄ±n  hepsine Midas denildiÄŸini belirtmektedirler). Midas&#8217;Ä±n Ã¼nÃ¼ kendi Ã¼lkesinin  sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± aÅŸÄ±p, BatÄ± Anadolu kÄ±yÄ±larÄ±ndaki Yunan kentlerine, hatta KÄ±ta  YunanistanÄ±&#8217;na dek yayÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r.</p>
<p>BaÅŸlangÄ±Ã§ta EskiÅŸehir, Afyon, Ankara ve  Sakarya vadilerini iÃ§ine alan bir bÃ¶lgede yerleÅŸen Frigler, sonralarÄ±  KÃ¼tahya&#8217;dan KÄ±zÄ±lÄ±rmak&#8217;a, Ankara&#8217;dan Denizli&#8217;ye dek olan bÃ¶lgede gÃ¼Ã§lÃ¼ bir  uygarlÄ±k oluÅŸturmuÅŸlardÄ±r. Midas&#8217;Ä±n Frig tahtÄ±na geÃ§tiÄŸi ilk yÄ±llarda Ã¼lkenin en  Ã¶nemli dÃ¼ÅŸmanÄ± Asurlar&#8217;dÄ±r. Midas, Asurlar&#8217;la barÄ±ÅŸ yaparak GÃ¼neydoÄŸu  sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± gÃ¼venceye aldÄ±ktan sonra batÄ± Ã¼lkeleriyle dostÃ§a iliÅŸkiler kurmaya  yÃ¶nelir (BatÄ± Anadolu kentlerinden Kyme kralÄ±nÄ±n kÄ±zÄ±yla evlenir). Ã–te yandan  fildiÅŸi tahtÄ±nÄ± Yunanistan&#8217;daki Delphoi Apollon TapÄ±naÄŸÄ±&#8217;na armaÄŸan ederek KÄ±ta  Yunanistan&#8217;Ä± ile iliÅŸkileri gÃ¼Ã§lendirir. Gordion&#8217;da yapÄ±lan kazÄ±larda ele geÃ§en  Yunan Ã§anak-Ã§Ã¶mlekleri bu iliÅŸkilere ait diÄŸer Ã¶rneklerdir.</p>
<p>MÃ– 700  yÄ±llarÄ±na doÄŸru, Kafkaslar Ã¼zerinden DoÄŸu Anadolu&#8217;ya giren Kimmerler, Ã¶nce  bÃ¶lgedeki Urartular&#8217;Ä± gÃ¼Ã§sÃ¼zleÅŸtirdikten sonra KÄ±zÄ±lÄ±rmak&#8217;a kadar uzanÄ±rlar.  Frig-Kimmer savaÅŸÄ± sonunuda Frigya tamamen tahrip olur. Kral Midas ise Ã¶kÃ¼z kanÄ±  iÃ§erek yaÅŸamÄ±na son verir (MÃ– 676). BatÄ±ya kaÃ§an Frigler, kÃ¼Ã§Ã¼k beylikler  halinde bir sÃ¼re daha varlÄ±klarÄ±nÄ± sÃ¼rdÃ¼rÃ¼rlerse de LidyalÄ±larÄ±n egemenliÄŸine  boyun eÄŸerler. Frigler, baÅŸlÄ±ca Gordion (YassÄ±hÃ¶yÃ¼k), Pessinus (BallÄ±hisar),  Dorylaion (EskiÅŸehir) ve Midas&#8217;da (YazÄ±lÄ±kaya) yerleÅŸmiÅŸlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/friglerin-tarihi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Makedonya KralÄ± Philip</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/makedonya-krali-philip.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/makedonya-krali-philip.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2007 09:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DÃ¼nya Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/09/04/makedonya-krali-philip.html</guid>
		<description><![CDATA[MÃ– 4. YÃ¼zyÄ±l ve Makedonya KralÄ± Philip&#8217;in Ã¶lÃ¼mÃ¼
Makedonya KralÄ± Philip hÃ¼kmettiÄŸi yÄ±llar boyunca kÃ¶tÃ¼ Ã¼nÃ¼nden ve ileri  derecedeki aÅŸaÄŸÄ±lÄ±k kompleksinden Ã§ok Ã§ekti. KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±, Yunan dÃ¼nyasÄ±nda hatÄ±rÄ±  sayÄ±lÄ±r gÃ¼Ã§lerden biri haline getirmiÅŸ olmasÄ±na raÄŸmen, Korintliler, AtinalÄ±lar  ve SpartalÄ±lar gibi gÃ¼neydeki daha kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼ komÅŸularÄ± kendisini ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±  hep vahÅŸi, daÄŸda yaÅŸayan barbarlar olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MÃ– 4. YÃ¼zyÄ±l ve Makedonya KralÄ± Philip&#8217;in Ã¶lÃ¼mÃ¼</p>
<p>Makedonya KralÄ± Philip hÃ¼kmettiÄŸi yÄ±llar boyunca kÃ¶tÃ¼ Ã¼nÃ¼nden ve ileri  derecedeki aÅŸaÄŸÄ±lÄ±k kompleksinden Ã§ok Ã§ekti. KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±, Yunan dÃ¼nyasÄ±nda hatÄ±rÄ±  sayÄ±lÄ±r gÃ¼Ã§lerden biri haline getirmiÅŸ olmasÄ±na raÄŸmen, Korintliler, AtinalÄ±lar  ve SpartalÄ±lar gibi gÃ¼neydeki daha kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼ komÅŸularÄ± kendisini ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±  hep vahÅŸi, daÄŸda yaÅŸayan barbarlar olarak gÃ¶rdÃ¼. KiÅŸisel geÃ§miÅŸi ve gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅŸÃ¼ de  yÃ¼ksek yerlerde saygÄ± gÃ¶rmesine yetmiyordu. Ã–ncelikle ordusunu savaÅŸ alanÄ±na  kendi gÃ¶tÃ¼ren askeri bir liderdi.</p>
<p>Bunun sonucu olarak da birÃ§ok yerinden  yara almÄ±ÅŸtÄ±. AldÄ±ÄŸÄ± kÃ¶tÃ¼ darbelerden biriyle bir gÃ¶zÃ¼nÃ¼ kaybetmiÅŸ ve bir mÄ±zrak  darbesiyle de baldÄ±rÄ±ndan yaralanmÄ±ÅŸtÄ±. Bu yaralarÄ±n ikisi de doÄŸru dÃ¼zgÃ¼n  iyileÅŸmeyip sÃ¼rekli irin akÄ±tÄ±yorlardÄ±. Ã–zellikle bacaÄŸÄ±ndan Ã§ok kÃ¶tÃ¼ bir koku  geliyordu. AyrÄ±ca dedikodulara gÃ¶re, tahtÄ± ele geÃ§irebilmek iÃ§in anne katili  olarak affedilmez bir suÃ§ iÅŸlemiÅŸti.</p>
<p>Ã–zel yaÅŸamÄ± da aynÄ± derecede  skandallerle doluydu. Ä°lk karÄ±sÄ± Dionysius rahibesi, yani bugÃ¼nkÃ¼ sÃ¶ylemle  tapÄ±nak fahiÅŸesiydi. O zamanlar bÃ¶yle bir iÅŸ Ã§ok kabul gÃ¶rÃ¼yordu ve o da kÃ¼Ã§Ã¼k  bir kralÄ±n kÄ±zÄ± olduÄŸunu iddia ediyordu. GerÃ§ek skandal ise halkÄ±n Ã¶nÃ¼nde kavga  etmeleriydi. Philip&#8217;e bir oÄŸul doÄŸurdu, efsanevi Ä°skender&#8217;i ve sonra Ä°skender&#8217;in  babasÄ±nÄ±n Philip olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, tanrÄ± Zeus&#8217;un bir yÄ±lan kÄ±lÄ±ÄŸÄ±na girerek odasÄ±na  girdiÄŸini ve Ã§ocuÄŸun Zeus&#8217;dan olduÄŸunu her yerde konuÅŸmaya  baÅŸladÄ±.</p>
<p>GÃ¼nÃ¼mÃ¼zÃ¼n politika ve seks skandalleri Pella&#8217;nÄ±n baÅŸkentinde  kraliyet sarayÄ±nda dÃ¶nen olaylar karÅŸÄ±sÄ±nda hiÃ§ kalÄ±r. KarÄ±sÄ±, Philip&#8217;i resmen  boynuzladÄ±ÄŸÄ±nÄ± aÃ§Ä±klÄ±yordu. KadÄ±nÄ±n yÄ±lanlarla dolaÅŸtÄ±ÄŸÄ± bilinmekteydi. Kral da,  kendisiyle yatmak isteyen herkesle, erkek-kadÄ±n ayÄ±rt etmeden yatma arzusuyla  tanÄ±nÄ±yordu.</p>
<p>Ä°skender&#8217;le olan iliÅŸkisi sevgi-nefret iliÅŸkisi olarak  tanÄ±mlanabilir. Bir yandan aralarÄ±nda gerÃ§ekten sevgi dolu anlar geÃ§iyordu.  Philip, zamanÄ±n en Ã¼nlÃ¼ hocasÄ± Aristoteles&#8217;i Ä°skender&#8217;e ders vermesi iÃ§in  getirtmiÅŸ ve burnu havada YunanlÄ±larÄ±n Ã§ocuÄŸa saygÄ± gÃ¶stermeleri iÃ§in yanÄ±p  tutuÅŸmuÅŸtur. Ä°skender de katÄ±ldÄ±ÄŸÄ± ilk bÃ¼yÃ¼k savaÅŸta babasÄ±nÄ±n etrafÄ± dÃ¼ÅŸman  askerleriyle Ã§evrildiÄŸinde onu kurtarmak iÃ§in ileri atÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Ä°skender,  kelimenin gerÃ§ek anlamÄ±yla kendisini babasÄ±yla dÃ¼ÅŸman mÄ±zraklarÄ± arasÄ±na  atmÄ±ÅŸtÄ±.</p>
<p>DiÄŸer bir yandan da aralarÄ±nda bir nefret vardÄ±. Ã–zellikle  Ã§ocuk erkek olma yaÅŸÄ±na geldiÄŸinde. Ã‡ocuÄŸun annesi ve babasÄ± arasÄ±ndaki  kÄ±rgÄ±nlÄ±k yÄ±llarca sÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼. Philip, Ä°skender yaÅŸlarÄ±nda bir kÄ±zla ikinci  evliliÄŸini yaptÄ±ÄŸÄ± sÄ±rada iÅŸler iyice kÄ±zÄ±ÅŸtÄ±. DÃ¼ÄŸÃ¼n ÅŸÃ¶leninde Philip&#8217;in sarhoÅŸ  arkadaÅŸlarÄ±ndan biri yeni evliliÄŸin ve tahta yasal bir varis olasÄ±lÄ±ÄŸÄ±nÄ±n  ÅŸerefine kadehini kaldÄ±rdÄ±. SonuÃ§ olarak da baba-oÄŸul yumruklaÅŸmaya baÅŸladÄ±lar  ve aynÄ± gece Ä°skender ve annesi ÅŸehirden kaÃ§tÄ±. Bu Ã§ok akÄ±llÄ±ca bir hareketti,  Ã§Ã¼nkÃ¼ Philip sarhoÅŸ Ã¶fkesiyle ikisini de Ã¶ldÃ¼rtebilirdi. Bir sÃ¼re baba ve  ana-oÄŸul arasÄ±nda savaÅŸ sÃ¼rdÃ¼. Sonunda bir barÄ±ÅŸ anlaÅŸmasÄ± yapÄ±ldÄ± ve ana-oÄŸul  geri dÃ¶ndÃ¼.</p>
<p>Bu arada Philip&#8217;in tÃ¼m Yunan dÃ¼nyasÄ±nÄ± dize getirme rÃ¼yasÄ±  gerÃ§ekleÅŸmeye baÅŸlÄ±yordu. Ä°Ã– 338&#8242;de geÃ§en tarihi Chaeronea SavaÅŸÄ±&#8217;nda Philip,  gÃ¼Ã§lerini birleÅŸtirerek kendisinden iki katÄ± bÃ¼yÃ¼klÃ¼kte bir ordu oluÅŸturan  Atina-Theb gÃ¼Ã§lerini yendi. Bir sonraki yÄ±lda Korint&#8217;te Korint AnlaÅŸmasÄ±  yapÄ±ldÄ±. Bu mÃ¼ttefik anlaÅŸmasÄ±na gÃ¶re bÃ¼tÃ¼n Yunanistan Philip&#8217;in himayesinde  olacaktÄ±. Her ne kadar sosyal aÃ§Ä±dan eÅŸit gÃ¶rÃ¼lmese de, ordusunun gÃ¼cÃ¼ sayesinde  YunanlÄ±larÄ±n en bÃ¼yÃ¼k savaÅŸÃ§Ä±sÄ± olarak saygÄ± gÃ¶rmesine ve Pers Ä°mparatorluÄŸu&#8217;na  karÅŸÄ± Asya&#8217;ya doÄŸru harekete geÃ§me hazÄ±rlÄ±klarÄ±na baÅŸlamasÄ±na neden oldu.</p>
<p>Ama Ä°skender durumu bozan tek unsurdu. Makedonya KralÄ± tarafÄ±ndan elÃ§i  olarak gÃ¶nderildiÄŸi Yunanistan&#8217;da tÃ¶renlerle zaferler kazanmÄ±ÅŸ bir kahraman gibi  karÅŸÄ±lanmÄ±ÅŸtÄ±. Babayla oÄŸul arasÄ±ndaki fark Ã§ok aÃ§Ä±ktÄ±. Ä°skender, ne pis kokulu  yaralan olan sinirli bir savaÅŸÃ§Ä±, ne de alkolden ve aÅŸÄ±rÄ± seksten yorulmuÅŸ yaÅŸlÄ±  bir adamdÄ±. BirÃ§ok kiÅŸi genÃ§ Ä°skender&#8217;i dÃ¼nyada vÃ¼cut bulmuÅŸ bir tanrÄ± gibi  akÄ±llÄ±, esprili, iyi huylu, fiziki aÃ§Ä±dan gÃ¼Ã§lÃ¼, Ã§ok yakÄ±ÅŸÄ±klÄ±, mÃ¼kemmel bir  YunanlÄ± olarak gÃ¶rdÃ¼.</p>
<p>Ä°skender&#8217;in baÅŸarÄ±lÄ± Yunanistan gezisi Philip&#8217;in  kulaÄŸÄ±na geldi ve daha fazla huzursuzluk yarattÄ±. OrdularÄ± yÃ¶neten, savaÅŸlarÄ±  kazanan yaÅŸlÄ± kraldÄ±. Ama bÃ¼tÃ¼n ÅŸÃ¶hreti bu genÃ§ adam topluyordu. DahasÄ±, bir  zamanlar karÄ±sÄ± Olympias&#8217;Ä±n aÄŸzÄ±ndan dÃ¶kÃ¼len rahatsÄ±z edici sÃ¶ylentiler ortada  dolaÅŸmaya devam ediyordu; Ä°skender&#8217;in damarlarÄ±nda Philip&#8217;in deÄŸil, bir tanrÄ±nÄ±n  kanÄ± dolaÅŸÄ±yordu.</p>
<p>Pers Ä°mparatorluÄŸu&#8217;na yapÄ±lacak sefer hazÄ±rlÄ±klarÄ±  sÄ±rasÄ±nda Pella&#8217;da dini bir festival ve oyunlar dÃ¼zenlendi. Philip kral  olduÄŸundan aynÄ± zamanda baÅŸ rahipti. TÃ¶renleri baÅŸlatmak iÃ§in baÅŸ rahip olarak  maiyetiyle beraber tapÄ±naÄŸa ve sonra da arenaya gitmek onun gÃ¶reviydi. BÃ¼tÃ¼n  Yunan devletlerinin temsilcileri de orada bulunacaktÄ±. Ã‡oÄŸunun Pella&#8217;ya ilk  geliÅŸiydi. Åžehir kendini hazÄ±rlÄ±klara verdi. Ne de olsa Pella artÄ±k bir barbar  ÅŸehri deÄŸildi, kendisini Yunan medeniyetinin ve kÃ¼ltÃ¼rÃ¼nÃ¼n yeni merkezi olarak  kanÄ±tlamalÄ±ydÄ±.</p>
<p>Festival, Philip&#8217;in yeni karÄ±sÄ± ve yeni doÄŸan oÄŸluyla  daha bir coÅŸku kazanmÄ±ÅŸtÄ±. Philip&#8217;in yaÅŸlÄ± iÃ§ki arkadaÅŸlarÄ± ve yeni karÄ±sÄ±nÄ±n  ailesi de gayri meÅŸru bir lekeyle kirlenmiÅŸ tahtÄ±n sonunda meÅŸru bir varisi  olduÄŸunu uluorta konuÅŸuyorlardÄ±. AyrÄ±ca gerginliÄŸi artÄ±ran bir baÅŸka olay daha  vardÄ±.</p>
<p>Philip&#8217;in aynÄ± zamanda Ã¶zel koruma gÃ¶revlilerinden olan eski erkek  sevgililerinden biri, Philip iÃ§in rakiplerinden biriyle kavga etmiÅŸti. Rakibi  bir Ã§atÄ±ÅŸmada Ã¶lmÃ¼ÅŸ ve son isteÄŸi de kendisiyle yarÄ±ÅŸmaya kalkan korumanÄ±n  ortalÄ±k bir yerde aÅŸaÄŸÄ±lanmasÄ± olmuÅŸtu. Ã–len rakibin isteÄŸi yerine getirildi;  Philip&#8217;in eski aÅŸÄ±ÄŸÄ± bir partiye davet edilip burada elleri kollarÄ± baÄŸlandÄ± ve  kÃ¶lelerle hizmetÃ§ilerin aÅŸaÄŸÄ±lamasÄ± iÃ§in sokaÄŸa Ã¶ylece atÄ±ldÄ±.</p>
<p>Philip&#8217;e  ÅŸikayet etmeye ve adalet dilemeye gittiÄŸinde, Philip bu olayÄ± Ã§ok komik bir ÅŸaka  olarak buldu ve kendisini koruyamadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in kahkahalarla gÃ¼lerek sarayÄ±ndan  Ã§Ä±karttÄ±. Bu gibi olaylar, kumpaslar artÄ±k had safhaya gelmiÅŸti.</p>
<p>Maalesef  tam da bu sÄ±rada Philip&#8217;in aklÄ±na harika sandÄ±ÄŸÄ± bir fikir geldi. GÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅŸÃ¼  yÃ¼zÃ¼nden maruz kaldÄ±ÄŸÄ± alaylardan, tercihlerinden ve zorbaca davranÄ±yor  bulunmaktan bÄ±kan Philip, tÃ¶rene Yunan usulÃ¼nde katÄ±lmaya karar verdi&#8230; Yani  yÃ¼rÃ¼rken yanÄ±nda silahlÄ± korumalarÄ±ndan hiÃ§biri bulunmayacaktÄ±. Yunan kent  devletlerinin yÃ¶neticilerinin Ã§oÄŸu tiran olarak adlandÄ±rÄ±lmaktan  korktuklarÄ±ndan, sokaklarda rahat rahat dolaÅŸÄ±rlar, resmi tÃ¶renlere diÄŸer  vatandaÅŸlar gibi tek baÅŸlarÄ±na, korkmadan, silahsÄ±z ve korumasÄ±z katÄ±lÄ±rlardÄ±.  Ã‡Ã¼nkÃ¼ sadece nefret edilen bir kral yanÄ±nda koruma gÃ¶revlisi bulundurma ihtiyacÄ±  hissedebilirdi.</p>
<p>BÃ¶ylece Philip, festival sabahÄ±nda en gÃ¼zel  kÄ±yafetlerini giydi, geÃ§it tÃ¶reninin Ã¶nÃ¼nde yerini aldÄ±, aÄŸÄ±r aksak,  topallayarak ilerledi ve halkÄ±n alkÄ±ÅŸlarÄ±na el sallayarak karÅŸÄ±lÄ±k verdi.  Elbette bÃ¶yle asil bir hareketle yabancÄ± konuklardan Ã§ok olumlu eleÅŸtiriler  aldÄ±&#8230; ve canÄ±ndan oldu. Arenaya giden tÃ¼nelin iÃ§ine girer girmez reddedilen  eski aÅŸÄ±ÄŸÄ± birdenbire elinde bir hanÃ§erle ortaya Ã§Ä±ktÄ± ve Philip&#8217;in gÃ¶ÄŸsÃ¼ne  hanÃ§eri sapladÄ±. Philip arenaya doÄŸru sendeledi ve kendi kan gÃ¶lÃ¼nÃ¼n iÃ§ine  dÃ¼ÅŸtÃ¼.</p>
<p>ÅžanssÄ±z suikastÃ§Ä± da hemen o anda Ä°skender&#8217;in arkadaÅŸlarÄ±  tarafÄ±ndan yakalandÄ± ve Ã¶ldÃ¼rÃ¼ldÃ¼. BirkaÃ§ saat sonra yeni gelin de kaderiyle  karÅŸÄ±laÅŸtÄ±. Philip&#8217;in eski eÅŸi Olympias onu bÃ®r kÃ¶ÅŸeye sÄ±kÄ±ÅŸtÄ±rdÄ± ve intihar  etmenin hunharca Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmekten daha iyi olduÄŸunu sÃ¶yleyerek genÃ§ kadÄ±nÄ±n ve  bebeÄŸin ortadan kaldÄ±rÄ±lmasÄ±nÄ± izledi. GÃ¼nÃ¼n sonuna doÄŸru artÄ±k Ä°skender&#8217;in  tahta Ã§Ä±kmasÄ± kesinleÅŸmiÅŸti.</p>
<p>Kumpas olabilir mi? DÃ¶nemin tarihÃ§ileri,  BÃ¼yÃ¼k Ä°skender zamanÄ±nda olaylarÄ± naklederlerken onun suÃ§suzluÄŸunu yazmÄ±ÅŸlar ama  Olympias&#8217;la ilgili deÄŸerlendirmelerin ucunu aÃ§Ä±k bÄ±rakmayÄ± yeÄŸlemiÅŸlerdir. En  azÄ±ndan Philip, hep istediÄŸi gibi sosyal aÃ§Ä±dan takdir toplayabilmiÅŸ ve  Ã§evresinde kendisine yardÄ±m edecek korumalarÄ± olmadan gerÃ§ek bir YunanlÄ± gibi  Ã¶lmÃ¼ÅŸtÃ¼.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/09/04/makedonya-krali-philip.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Preveze Deniz SavaÅŸÄ± (Preveze Zaferi)</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/preveze-deniz-savasi-preveze-zaferi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/preveze-deniz-savasi-preveze-zaferi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:35:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/preveze-deniz-savasi-preveze-zaferi/</guid>
		<description><![CDATA[Kaptan-Ä± deryÃ¢ Barbaros Hayreddin PaÅŸanÄ±n, Andrea Doria komutasÄ±ndaki HaÃ§lÄ± donanmasÄ± ile yaptÄ±ÄŸÄ± deniz savaÅŸÄ±. 27 EylÃ¼l 1538â€™de Adriyatik Denizinin Arta KÃ¶rfezi kÄ±yÄ±sÄ±nda, Preveze Kalesi Ã¶nÃ¼ndeki aÃ§Ä±k sularda yapÄ±lmÄ±ÅŸ ve OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n zaferiyle sonuÃ§lanmÄ±ÅŸtÄ±r.BaÅŸlangÄ±Ã§ta OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin emrinde olmayan Barbaros Hayreddin PaÅŸa ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±n, Akdeniz hÃ¢kimiyetinde rolÃ¼ Ã§ok bÃ¼yÃ¼ktÃ¼r. Bu kahraman TÃ¼rk denizcileri, Cezayir ve Tunusâ€™ta yerleÅŸmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kaptan-Ä± deryÃ¢ Barbaros Hayreddin PaÅŸanÄ±n, Andrea Doria komutasÄ±ndaki HaÃ§lÄ± donanmasÄ± ile yaptÄ±ÄŸÄ± deniz savaÅŸÄ±. 27 EylÃ¼l 1538â€™de Adriyatik Denizinin Arta KÃ¶rfezi kÄ±yÄ±sÄ±nda, Preveze Kalesi Ã¶nÃ¼ndeki aÃ§Ä±k sularda yapÄ±lmÄ±ÅŸ ve OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n zaferiyle sonuÃ§lanmÄ±ÅŸtÄ±r.</em>BaÅŸlangÄ±Ã§ta OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin emrinde olmayan Barbaros Hayreddin PaÅŸa ve arkadaÅŸlarÄ±nÄ±n, Akdeniz hÃ¢kimiyetinde rolÃ¼ Ã§ok bÃ¼yÃ¼ktÃ¼r. Bu kahraman TÃ¼rk denizcileri, Cezayir ve Tunusâ€™ta yerleÅŸmeye Ã§alÄ±ÅŸan AvrupalÄ±larÄ± oralardan sÃ¶ktÃ¼ler ve denizlerin arslanÄ± oldular. Yavuz Sultan Selim, bu kahramanlara asker ve top gÃ¶ndererek yardÄ±m etti. KanunÃ® Sultan SÃ¼leyman, Macaristanâ€™da zaferler kazanÄ±rken, onlar da aynÄ± yÄ±lda, yani 1525â€™te Akdenizâ€™in kuzey sahillerini vuruyor, HÄ±ristiyan donanmalarÄ±nÄ± zapt ediyorlardÄ±. Ä°mparator Åžarlkenâ€™in Barbarosâ€™a karÅŸÄ± gÃ¶nderdiÄŸi Kaptan Andrea Doria maÄŸlup olarak, Septe BoÄŸazÄ±nÄ± aÅŸtÄ±. TÃ¼rk denizcileri, Ä°spanyollarÄ±n zulmÃ¼ne uÄŸrayan yetmiÅŸ bin EndÃ¼lÃ¼slÃ¼ MÃ¼slÃ¼manÄ± Kuzey Afrika sahiline Ã§Ä±kardÄ±. Bu bÃ¼yÃ¼k zafer Ã¼zerine KanunÃ®, Barbarosâ€™u, 1533â€™te Ä°stanbulâ€™a davet etti. Barbaros, gelirken, birÃ§ok zafer daha kazandÄ±. PadiÅŸah onu merasimle karÅŸÄ±lattÄ±. Kendisini ve devletini PadiÅŸahÄ±n emrine veren bÃ¼yÃ¼k denizci, KanunÃ® tarafÄ±ndan, Cezayir BeylerbeyliÄŸine tayin olundu.</p>
<p>DiÄŸer taraftan Almanya Ä°mparatorluÄŸu ve Ä°spanya KrallÄ±ÄŸÄ±, PapalÄ±k ve Venedik hÃ¼kÃ¼metleri, MÃ¼slÃ¼man TÃ¼rkleri Akdenizâ€™den atmak iÃ§in, OsmanlÄ± Devletine karÅŸÄ± ittifak kurdular. Bunun Ã¼zerine KanunÃ®, 1537-38 kÄ±ÅŸÄ±nda yeni bir donanma hazÄ±rlanmasÄ±nÄ± emretti. DÃ¶rt elle iÅŸe baÅŸlayan Kaptan-Ä± deryÃ¢ Barbaros Hayreddin PaÅŸa, daha hazÄ±rlÄ±klarÄ±nÄ± bitirmeden MÄ±sÄ±râ€™dan yola Ã§Ä±kan hazinenin muhafazasÄ± iÃ§in, kÄ±rk gemiyle denize aÃ§Ä±lmak mecburiyetinde kaldÄ±. MÄ±sÄ±râ€™dan gelecek gemileri vurmak iÃ§in, Girit sularÄ±nda kÄ±rk gemiyle pusuya yattÄ±ÄŸÄ± haber alÄ±nan Andrea Doria, Barbarosâ€™un geldiÄŸini duyunca kaÃ§tÄ±. Fakat OsmanlÄ± donanmasÄ±, geri dÃ¶nmeyip, Åžira, Patnos, Naksos vs. adalarÄ±nÄ± aldÄ±. Bu esnada tamamlanan doksan gemi de donanmaya katÄ±ldÄ±. MÄ±sÄ±râ€™dan gelen Salih Reis komutasÄ±ndaki yirmi parÃ§a gemi de Barbarosâ€™un gemileri arasÄ±na katÄ±ldÄ±. Gemi sayÄ±sÄ±, yÃ¼z elliye ulaÅŸtÄ±.</p>
<p>Girit AdasÄ± kalelerini zorlayÄ±p bir hayli ganimet alan Barbaros Hayreddin PaÅŸa, kÃ¼rekÃ§i ve asker ikmali yaptÄ±. Barbaros komutasÄ±ndaki OsmanlÄ± donanmasÄ±, Ä°stankÃ¶y AdasÄ±nda ikmal ve istirahatla meÅŸgulken HÄ±ristiyan ittifakÄ± da gittikÃ§e gÃ¼Ã§lendi. Barbarosâ€™un korkusundan, Akdeniz kÄ±yÄ±larÄ±ndaki koylara hapsedilmiÅŸ bir vaziyete giren HaÃ§lÄ± devletleri, OsmanlÄ±lara karÅŸÄ± sÄ±kÄ± birlik kurdular. Ä°rili ufaklÄ± filolardan muazzam bir HaÃ§lÄ± donanmasÄ± meydana getirdiler.</p>
<p>Bu HaÃ§lÄ± donanmasÄ±nÄ±n baÅŸÄ±na getirilen Ã¼nlÃ¼ Cenevizli amiral Andrea Doria, OsmanlÄ±ya tÃ¢bi Mora YarÄ±madasÄ± kÄ±yÄ±sÄ±ndaki Prevezeâ€™ye taarruz ederek kaleyi kuÅŸattÄ±. Haberi alan Barbaros, Turgut Reis komutasÄ±nda yirmi gemilik bir gÃ¶nÃ¼llÃ¼ filosu gÃ¶nderdi. Zanta sularÄ±nda kÄ±rk gemilik dÃ¼ÅŸman karakol filosuna rastlayan Turgut Reis, hemen dÃ¶nÃ¼p Barbarosâ€™u haberdar etti. Zantaâ€™daki dÃ¼ÅŸman filosu da Andrea Doriaâ€™ya OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n yaklaÅŸmakta olduÄŸunu haber verdi. Barbarosâ€™un yaklaÅŸtÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶ÄŸrenen Andrea Doria, Preveze muhasarasÄ±nÄ± kaldÄ±rÄ±p, donanmasÄ±nÄ± toplamak Ã¼zere kuzeye Ã§ekildi. Venedikâ€™e ait Kefalonya AdasÄ±nÄ± bombardÄ±man eden Hayreddin PaÅŸa, Prevezeâ€™ye varÄ±p kaleyi tamir ettirdi ve saÄŸlamlaÅŸtÄ±rdÄ±.</p>
<p>Denizlerdeki MÃ¼slÃ¼man hakimiyetini ortadan kaldÄ±rmak iÃ§in bir araya gelmiÅŸ olan mÃ¼ttefik HaÃ§lÄ± donanmasÄ±, Korfu civarÄ±nda toplanarak, OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ± nasÄ±l yeneceklerini tartÄ±ÅŸtÄ±lar. Kara harekÃ¢tÄ± teklifine karÅŸÄ± olan Andrea Doriaâ€™nÄ±n isteÄŸi kabul edildi. HaÃ§lÄ± donanmasÄ±nÄ±n mevcudu, 162 kadÄ±rga ve 140 bÃ¢rÃ§a olup tamamÄ± 302 idi. Bu gemilerde 2500 top ve 60 000 asker vardÄ±. TÃ¼rk donanmasÄ± ise, kÃ¼rekli, yani Ã§ektiri sÄ±nÄ±fÄ±ndan olarak 122 parÃ§adan ibaretti. Gemilerin baÅŸ tarafÄ±nda, Ã¼Ã§er adet uzun menzilli 166 adet top bulunuyordu. AyrÄ±ca donanmada, gemi mÃ¼rettebatÄ± yanÄ±nda yeniÃ§eri ve tÄ±marlÄ± sipahilerden olmak Ã¼zere toplam 20 000 asker bulunuyordu. GÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ gibi TÃ¼rk donanmasÄ±, adet itibariyle dÃ¼ÅŸmana nazaran Ã¼Ã§te bir ve top itibariyle on altÄ±da birdi. Bundan baÅŸka, TÃ¼rk donanmasÄ±nda sekiz bin cenkÃ§i askere karÅŸÄ±, mÃ¼ttefiklerin gemilerinde altmÄ±ÅŸ bin silahlÄ± asker bulunuyordu.</p>
<p>MÃ¼ttefik donanmasÄ±, henÃ¼z Preveze Ã¶nÃ¼ne gelmeden evvel, Barbaros, kumandanlarÄ± toplayarak gÃ¶rÃ¼ÅŸtÃ¼. Kumandanlardan Sinan Reis ile sancakbeyleri, dÃ¼ÅŸman donanmasÄ±nÄ±n Akceom Burnuna asker Ã§Ä±karma tehlikesine karÅŸÄ±, orasÄ±nÄ±n tahkim edilmesini sÃ¶yledilerse de, Barbaros buna lÃ¼zum olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± beyan etti. Fakat, kumandanlarÄ±n Ä±srarÄ± Ã¼zerine, teklife muvafakat ederek oraya bir miktar asker Ã§Ä±kardÄ±. Kendisi gemi kaptanlarÄ±na lÃ¢zÄ±m gelen talimatÄ± verdi.</p>
<p>GerÃ§ekten de Akceomâ€™a asker Ã§Ä±karÄ±lmasÄ±, Ã§ok isabetli oldu. Preveze Ã¶nÃ¼ne gelen mÃ¼ttefik donanmasÄ±, Akceom sahiline keÅŸif mÃ¼frezeleri gÃ¶nderdiyse de, TÃ¼rklerin tÃ¼fek atÄ±ÅŸÄ±yla karÅŸÄ±laÅŸtÄ±klarÄ±ndan geri dÃ¶ndÃ¼ler.</p>
<p>Nihayet, 27 EylÃ¼l gÃ¼nÃ¼, devrin iki muazzam donanmasÄ±, karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya geldi. OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n merkezinde Kaptan-Ä± deryÃ¢ Barbaros Hayreddin PaÅŸa; saÄŸ kanadÄ±nda Salih Reis; sol kanadÄ±nda bÃ¼yÃ¼k coÄŸrafya ve matematik Ã¢limi, meÅŸhur denizci Seydi Ali Reis; ihtiyatta da, Turgut Reis, Murad, SadÄ±k, GÃ¼zelce reislerle gÃ¶nÃ¼llÃ¼ler vardÄ±. MÃ¼ttefik HaÃ§lÄ± donanmasÄ±nÄ±n baÅŸÄ±nda Avrupaâ€™nÄ±n en meÅŸhur amirali Andrea Doria ve Venedikli Marco Grimari ile PapalÄ±k donanma komutanÄ± Vicent Capallo bulunuyordu. HaÃ§lÄ±lar, Ã§eÅŸitli devlet ve milletlerden meydana geliyordu. AralarÄ±nda TÃ¼rk dÃ¼ÅŸmanlÄ±ÄŸÄ± hissinden ve HaÃ§lÄ± dayanÄ±ÅŸmasÄ±ndan baÅŸka, birliÄŸi teÅŸkil eden unsur yoktu. OsmanlÄ±lar ise kumandanlarÄ±na son derece hÃ¼rmetkÃ¢r olup, maneviyatlarÄ± pek yÃ¼ksekti.</p>
<p>Muharebe baÅŸlamadan Ã¶nce Barbaros Hayreddin PaÅŸa, bÃ¼tÃ¼n reisleri, Kaptan-Ä± deryÃ¢ baÅŸtardasÄ±na toplayÄ±p, gemi, silÃ¢h ve sayÄ±ca fazla olan dÃ¼ÅŸman donanmasÄ±nÄ±n tÃ¢biye Ã¼stÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n saf dÄ±ÅŸÄ± edileceÄŸini anlattÄ±. Galip gelindiÄŸi takdirde Akdenizâ€™de mutlak bir OsmanlÄ± hakimiyetinin tesis edileceÄŸini ifade edip, maneviyatlarÄ±nÄ± yÃ¼kseltti. Gemilere Ã¼Ã§er top yerleÅŸtirip, hilÃ¢l ÅŸeklinde muharebe nizamÄ±na soktu.</p>
<p>HaÃ§lÄ± komutanÄ± Andrea Doriaâ€™nÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± harp nizamÄ±nda Venedik ve Papa filolarÄ± Ã¶nden gidiyor, Ä°spanya ve Ceneviz filolarÄ± onlarÄ± takip ediyordu. RÃ¼zgÃ¢r, HaÃ§lÄ± donanmasÄ±nÄ±n arkasÄ±ndan esiyor, OsmanlÄ± donanmasÄ±na adÄ±m atma fÄ±rsatÄ± vermiyordu. Preveze Ã¶nÃ¼ndeki limanÄ±n giriÅŸini kapatarak OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n Ã§Ä±kÄ±ÅŸÄ±nÄ± engellemek isteyen HaÃ§lÄ± donanmasÄ±, kuvvetli rÃ¼zgÃ¢rÄ± arkasÄ±na alÄ±p Prevezeâ€™ye doÄŸru hareket etti. Hava Ã§ok sisliydi. RÃ¼zgÃ¢rÄ±n OsmanlÄ± donanmasÄ± lehine yÃ¶n deÄŸiÅŸtirmesi ve sisin daÄŸÄ±lmasÄ± ile, HaÃ§lÄ± donanmasÄ± kendisini TÃ¼rklerin Ã¶nÃ¼nde buldu. Barbaros Hayreddin PaÅŸa, kÄ±rk gemilik bir filoyla HaÃ§lÄ± mÃ¼ttefik donanmasÄ±na saldÄ±rÄ±p, onlarÄ± ikiye ayÄ±rdÄ±. Andrea Doria, geri Ã§ekilerek, Korfu AdasÄ±na dÃ¶ndÃ¼. MÃ¼ttefik donanma amirallerinin Ä±srarÄ± ile, gemileri Ã¼Ã§ saf halinde tertip edip, tekrar taarruza geÃ§ti. HaÃ§lÄ± donanmasÄ±nÄ±n en Ã¶nÃ¼nde, bÃ¼yÃ¼k savaÅŸ gemileri olan kalyonlarla karakalar, ikincisinde kadÄ±rgalar, Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼sÃ¼nde de kÃ¼Ã§Ã¼k gemiler arka arkaya dizilmiÅŸti. Andrea Doria, birinci safÄ± kendisine siper alÄ±p, ikinci safta savaÅŸÄ± idare ediyordu. Her tÃ¼rlÃ¼ manevra imkÃ¢nÄ± olan OsmanlÄ± gemileri Ã¶nÃ¼nde can derdine dÃ¼ÅŸen Venedik kaptanÄ±, geriden gelen Andrea Doriaâ€™dan yardÄ±m istedi. Fakat HaÃ§lÄ± gemilerini yakalamakta usta olan Barbaros, bu fÄ±rsatÄ± kaÃ§Ä±rmayÄ±p, bazÄ±sÄ±nÄ± batÄ±rÄ±p, kimisini de esir aldÄ±. Geri kalanlar kaÃ§tÄ±. Andrea Doria, durumun kÃ¶tÃ¼ye gittiÄŸini gÃ¶rÃ¼nce, mÃ¼ttefiklerinin imdat istemelerine bakmayarak, selÃ¢meti kaÃ§makta buldu. Barbaros Hayreddin PaÅŸa, batÄ±rdÄ±klarÄ±ndan baÅŸka yirmi dokuz gemi ve Ã¼Ã§ bine yakÄ±n HaÃ§lÄ± askerini esir aldÄ±. OsmanlÄ±lar ise, dÃ¶rt yÃ¼z ÅŸehit ve sekiz yÃ¼z yaralÄ± verdi. Bir OsmanlÄ± gemisi de hasar gÃ¶rmÃ¼ÅŸtÃ¼.</p>
<p>AldÄ±ÄŸÄ± gemileri tamir edip, yaralarÄ± sardÄ±ktan sonra, kaÃ§an dÃ¼ÅŸmanÄ± aramak iÃ§in yola Ã§Ä±kan Barbaros, Korfu AdasÄ±na, sonra Avlonyaâ€™ya gitti. Fakat, HaÃ§lÄ±larÄ± yakalayamadÄ±. KÄ±ÅŸÄ±n yaklaÅŸmasÄ± Ã¼zerine, Prevezeâ€™ye, Turgut Reisâ€™i bÄ±rakarak Ä°stanbulâ€™a dÃ¶ndÃ¼.</p>
<p>Preveze Zaferi, BoÄŸdan Seferinden dÃ¶nÃ¼ÅŸte, Barbarosâ€™un oÄŸlu baÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±nda gÃ¶nderilen bir heyet vasÄ±tasÄ±yla, Yanboluâ€™da iken Sultan SÃ¼leyman Hana arz edildi. Bu zafer haberine Ã§ok sevinen Sultan SÃ¼leyman Han, Barbaros ve arkadaÅŸlarÄ±na duadan sonra, kaptan paÅŸa haslarÄ±na yÃ¼z bin akÃ§e zam yaptÄ± ve bÃ¼tÃ¼n Ã¼lkelere fetihnÃ¢meler gÃ¶nderdi.</p>
<p>Preveze Zaferinden sonra Akdeniz, TÃ¼rk gÃ¶lÃ¼ hÃ¢line geldi. Her biri birer deniz kurdu olan OsmanlÄ± leventlerine denizler dar gelip, okyanuslara aÃ§Ä±ldÄ±lar. Avrupa krallarÄ±nÄ±n desteÄŸindeki deniz korsanlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼ne geÃ§ilip, deniz seyahati, ticareti ve sahildeki halkÄ±n emniyet ve huzuru saÄŸlandÄ±. Kuzey Afrikaâ€™daki Ä°slÃ¢m devletleri, Avrupa devletlerinin tecavÃ¼zlerinden korundu. Denizden hac yolu emniyet altÄ±na alÄ±narak, hacÄ±lar, korsan taarruzundan emin olarak hac yaptÄ±lar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/preveze-deniz-savasi-preveze-zaferi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>93 Harbi (1877-78 OsmanlÄ±-Rus SavaÅŸÄ±)</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/93-harbi-1877-78-osmanli-rus-savasi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/93-harbi-1877-78-osmanli-rus-savasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/93-harbi-1877-78-osmanli-rus-savasi/</guid>
		<description><![CDATA[Son asÄ±r TÃ¼rkiye tarihinin dÃ¶nÃ¼m noktalarÄ±ndan birini teÅŸkil eden ve RumÃ® 1293 tarihine rastladÄ±ÄŸÄ±ndan, tarihimize â€œDoksanÃ¼Ã§ Harbi&#8221; diye geÃ§en 1877-78 OsmanlÄ±-Rus SavaÅŸÄ±.Ã‡arlÄ±k RusyasÄ±; asÄ±rlÄ±k emellerini gerÃ§ekleÅŸtirmek iÃ§in, OsmanlÄ±larÄ± Avrupaâ€™dan atmak, Ä°stanbulâ€™u ele geÃ§irerek sÄ±cak denizlere inmek, HÄ±ristiyanlarÄ± ve Ã¶zellikle SlavlarÄ± korumak bahanesiyle OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin iÃ§ iÅŸlerine karÄ±ÅŸmaktaydÄ±. Bu husus, harbin en Ã¶nemli sebebini teÅŸkil edecektir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son asÄ±r TÃ¼rkiye tarihinin dÃ¶nÃ¼m noktalarÄ±ndan birini teÅŸkil eden ve RumÃ® 1293 tarihine rastladÄ±ÄŸÄ±ndan, tarihimize â€œDoksanÃ¼Ã§ Harbi&#8221; diye geÃ§en 1877-78 OsmanlÄ±-Rus SavaÅŸÄ±.</em>Ã‡arlÄ±k RusyasÄ±; asÄ±rlÄ±k emellerini gerÃ§ekleÅŸtirmek iÃ§in, OsmanlÄ±larÄ± Avrupaâ€™dan atmak, Ä°stanbulâ€™u ele geÃ§irerek sÄ±cak denizlere inmek, HÄ±ristiyanlarÄ± ve Ã¶zellikle SlavlarÄ± korumak bahanesiyle OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin iÃ§ iÅŸlerine karÄ±ÅŸmaktaydÄ±. Bu husus, harbin en Ã¶nemli sebebini teÅŸkil edecektir. OsmanlÄ± Ã¼lkelerine saldÄ±rmayÄ± millÃ® bir hedef kabul eden Rusya, KÄ±rÄ±m HanlÄ±ÄŸÄ±nÄ± istilÃ¢ etmiÅŸ, Karadenizâ€™in kuzey ve doÄŸu kÄ±yÄ±larÄ±nÄ± almÄ±ÅŸ, Volga boylarÄ±ndaki TÃ¼rk Ã¼lkelerini istilÃ¢ ederek TÃ¼rkistanâ€™a ilerleyip kuzey kÄ±sÄ±mlarÄ±nÄ± elde etmiÅŸti. 1853 KÄ±rÄ±m maÄŸlÃ»biyeti, RuslarÄ±n bu emellerini bir mÃ¼ddet iÃ§in durdurmuÅŸtu. Ancak Rusya, bÃ¼yÃ¼k bir gayretle eski birliÄŸini saÄŸlamÄ±ÅŸ ve KÄ±rÄ±m maÄŸlÃ»biyetinin acÄ±sÄ±nÄ± Ã§Ä±karmak iÃ§in fÄ±rsat gÃ¶zetmeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. OsmanlÄ± Devletinin toprak bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼ne en Ã§ok taraftar olan Fransaâ€™nÄ±n, 1870 yÄ±lÄ±nda Prusya karÅŸÄ±sÄ±nda aÄŸÄ±r bir maÄŸlÃ»biyete uÄŸramasÄ±, kuvvetler dengesinin OsmanlÄ±lar aleyhine bozulmasÄ±na yol aÃ§mÄ±ÅŸ ve Rusya beklediÄŸi fÄ±rsatÄ± elde etmiÅŸti. Bunu deÄŸerlendiren Rusya, Paris AntlaÅŸmasÄ±&#8217;nÄ±n, Karadenizâ€™de donanma ve tersane bulundurulmamasÄ± hakkÄ±ndaki maddelerini tanÄ±madÄ±ÄŸÄ±nÄ± resmen ilan edip, bu teÅŸebbÃ¼sÃ¼nÃ¼ Londra KonferansÄ±&#8217;nda tescil ettirdi. BÃ¶ylece Rusya, Karadenizâ€™de kuvvetli bir donanma meydana getirme imkÃ¢nÄ±na sahip oldu.</p>
<p>Bu geliÅŸmeden sonra Rusya, Panislavizm fikirlerini Balkanlarda yaymak iÃ§in Moskovaâ€™da bir kongre topladÄ±. Rus Panislavistleri, Bosna-Hersek ve Bulgaristan SlavlarÄ±nÄ± ayaklandÄ±rmak iÃ§in Balkanlarda yoÄŸun propagandaya giriÅŸtiler. AyrÄ±ca Romanya ve KaradaÄŸâ€™da birer teÅŸkilat kurdular. Rusya bu tÃ¼r faaliyetlerinden baÅŸka, OsmanlÄ± Devletine de baskÄ± yapmaktaydÄ±. Sadrazam Mahmud Nedim PaÅŸa, BulgarlarÄ±n, Fener Rum Kilisesi&#8217;nden ayrÄ±larak millÃ® bir kilise kurmalarÄ±nÄ± kabul etti. BÃ¶ylece, BulgarlarÄ±n siyÃ¢sÃ® baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±klarÄ±na yol aÃ§Ä±ldÄ±.</p>
<p>Ã‡ok geÃ§meden, Panislavizm propagandasÄ± etkisini gÃ¶sterdi. Ä°lk olarak Bosna-Hersek eyaletindeki HÄ±ristiyanlar ayaklandÄ±. Daha bu isyan bastÄ±rÄ±lmadan yine Rus tahrikiyle KaradaÄŸlÄ±lar ve SÄ±rplar da ayaklandÄ±lar. OsmanlÄ± Devleti, bu iki isyanÄ± bastÄ±rÄ±nca, bunlar, Avrupa devletlerinden yardÄ±m istediler. Ä°ÅŸe karÄ±ÅŸan Rusya, OsmanlÄ± Devletine KaradaÄŸ ve SÄ±rbistanâ€™la anlaÅŸma yapmasÄ± iÃ§in Ã¼ltimatom verdi. Bunun Ã¼zerine muhtemel bir savaÅŸtan Ã§ekinen Avrupa devletleri, Balkan meselesini gÃ¶rÃ¼ÅŸmek Ã¼zere Ä°stanbulâ€™da bir konferans tertip ettiler (23 AralÄ±k 1876). AynÄ± gÃ¼n OsmanlÄ± Devleti, KonferansÄ±n Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±na mÃ¢ni olmak iÃ§in KÃ¢nun-i EsÃ¢sÃ®â€™yi ilan etti. Ã‡alÄ±ÅŸmalarÄ±na devam eden Tersane KonferansÄ±na, OsmanlÄ± Devletinden baÅŸka Ä°ngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya, Almanya ve Ä°talya katÄ±ldÄ±. YabancÄ± delegeler, Ã¶nceden hazÄ±rladÄ±klarÄ± metni OsmanlÄ± delegelerine sundular. Buna gÃ¶re, OsmanlÄ± askeri, KaradaÄŸ ve SÄ±rbistanâ€™dan Ã§ekilecek, Bulgaristanâ€™da doÄŸu ve batÄ± Bulgaristan adÄ± ile iki ayrÄ± eyalet kurulacak ve Bosna-Hersekâ€™le birlikte bu iki eyalete muhtariyet verilecekti. OsmanlÄ± Devletinin bu ÅŸartlarÄ± kabul etmemesi Ã¼zerine konferans daÄŸÄ±ldÄ±. Konferansa katÄ±lan Ä°ngiltere BaÅŸmurahhasÄ± Hindistan NazÄ±rÄ± Lord Salisbury, savaÅŸÄ± Ã¶nlemek hususunda Ã§ok gayret gÃ¶sterdi. O, Midhat PaÅŸa&#8217;nÄ±n aksine, bir savaÅŸ Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±nda Ä°ngiltereâ€™nin, OsmanlÄ± Devletine yardÄ±m etmeyeceÄŸi kanaatindeydi. Lord Salisbury, Sultan Ä°kinci AbdÃ¼lhamidâ€™le de gÃ¶rÃ¼ÅŸerek durumun vahametini izah etti. PadiÅŸah, savaÅŸ istemiyordu, fakat, savaÅŸ isteyen devlet adamlarÄ±nÄ±n baskÄ±sÄ± altÄ±nda idi. BunlarÄ±n baÅŸÄ±nda Sadrazam Midhat PaÅŸa ve Harbiye NazÄ±rÄ± vekili MÃ¼ÅŸir Redif PaÅŸa geliyordu. Midhat PaÅŸanÄ±n teÅŸvikiyle, yÃ¼ksek medrese talebesi sokaklara dÃ¶kÃ¼lÃ¼p, PadiÅŸahÄ±n penceresi altÄ±na kadar giderek â€œHarb istiyoruz!â€? diye baÄŸÄ±rdÄ±.</p>
<p>Tersane KonferansÄ±nda mÃ¼spet bir netice alÄ±namayÄ±nca, Londraâ€™da bir konferans daha toplandÄ±. Bu konferansta BÃ¢bÄ±Ã¢lÃ®â€™ye, Tersane KonferansÄ±nÄ±n kararlarÄ±ndan daha hafif Ä±slahat ÅŸartlarÄ± teklif edildi, ancak OsmanlÄ± devlet adamlarÄ±, bu teklifi de reddettiler. Londra protokolÃ¼nÃ¼n OsmanlÄ±lar tarafÄ±ndan reddedilmesinden sonra Ã‡ar, KaradaÄŸâ€™a sadece NikÅŸik kazasÄ± bÄ±rakÄ±lÄ±rsa savaÅŸÄ± Ã¶nleyebileceÄŸini BÃ¢bÄ±Ã¢lÃ®â€™ye bildirdi. Ancak, bu teklif de sadrazam Ä°brahim Edhem PaÅŸa tarafÄ±ndan reddedildi.</p>
<p>Avrupa devletlerinin savaÅŸa mÃ¢ni olma teÅŸebbÃ¼sleri baÅŸarÄ±sÄ±z kalÄ±nca, Rusya, 24 Nisan 1877â€™de OsmanlÄ± Devletine savaÅŸ ilan eti. SÄ±rbistan, Romanya ve KaradaÄŸ prenslikleri de OsmanlÄ± Devletine isyan ederek Rusyaâ€™nÄ±n yanÄ±nda yer aldÄ±lar. Yunanistan da dÃ¼ÅŸmanca bir tavÄ±r takÄ±nÄ±nca, OsmanlÄ± Devleti savaÅŸta yalnÄ±z kaldÄ±.</p>
<p>93 Harbi, Tuna ve Kafkasya cephelerinde cereyan etti. Tuna cephesi baÅŸkumandanÄ±, SerdÃ¢r-Ä± ekrem MÃ¼ÅŸir AbdÃ¼lkerim NÃ¢dir (Abdi) PaÅŸa idi. Emrindeki kuvvetler, Ã¼Ã§ orduya ayrÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±. Bunlardan Garp ordusunun baÅŸÄ±nda MÃ¼ÅŸir Osman PaÅŸa, Åžark ordusunun baÅŸÄ±nda MÃ¼ÅŸir Ahmed EyÃ¼p PaÅŸa, Cenup ordusunun baÅŸÄ±nda ise MÃ¼ÅŸir SÃ¼leyman PaÅŸa bulunuyordu. Bu cephedeki denge, OsmanlÄ±larÄ±n hayli aleyhineydi.</p>
<p>AbdÃ¼lkerim NÃ¢dir PaÅŸanÄ±n, dÃ¼ÅŸmanÄ±n Tunaâ€™yÄ± geÃ§mesine seyirci kalmasÄ±yla, harp yarÄ± yarÄ±ya kaybedildi. Halbuki OsmanlÄ±lar iÃ§in en bÃ¼yÃ¼k Ã¼mit, RuslarÄ± Tuna seddi Ã¼zerinde durdurabilmek ve bu seddi aÅŸmalarÄ±na engel olabilmekti. Bu zafiyetinden dolayÄ± SerdÃ¢r-Ä± ekrem, bir mÃ¼ddet sonra DÃ®vÃ¢n-Ä± harbe verilip mahkum olacaktÄ±r.</p>
<p>7 Temmuzâ€™da TÄ±rnova, 16 Temmuzâ€™da NiÄŸboluâ€™yu alan Ruslar, ÅžÄ±pka GeÃ§idine hÃ¢kim olup, Balkan DaÄŸlarÄ±nÄ± aÅŸmaya baÅŸladÄ±lar. AbdÃ¼lkerim NÃ¢dir PaÅŸanÄ±n azledilip yerine Ã§ok genÃ§, mÃ¼ÅŸir Mehmed Ali PaÅŸanÄ±n baÅŸkumandan olmasÄ± ve ordu iÃ§indeki diÄŸer ayrÄ±lÄ±klar, mÃ¼ÅŸirler arasÄ±nda rekabeti artÄ±rdÄ±. Bu husus, savaÅŸÄ±n kaybedilmesinde Ã¶nemli sebep teÅŸkil etti. MÃ¼ÅŸir SÃ¼leyman PaÅŸa, ÅžÄ±pka GeÃ§idini ele geÃ§irmek iÃ§in, bir hafta gece-gÃ¼ndÃ¼z demeden taarruzda bulundu, ancak muvaffak olamadÄ±. Bu defa ÅžÄ±pkaâ€™yÄ± geÃ§mek iÃ§in, MÃ¼ÅŸir Mehmed Ali PaÅŸa taarruza geÃ§ti. Ayazlar, Karahasan, Ablova ve KaÃ§Ä±lova Meydan MuhÃ¢rebelerini kazandÄ± ise de, devamlÄ± takviye alan Rus kuvvetlerini sÃ¶kÃ¼p atamadÄ±. MÃ¼ÅŸir Osman PaÅŸa ise savunma savaÅŸÄ±na yeni prensipler getirerek, Plevneâ€™de dÃ¼ÅŸmanÄ± Ã¼Ã§ defa maÄŸlup etti. ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ Plevne Zaferinden sonra, Sultan Ä°kinci AbdÃ¼lhamid Han tarafÄ±ndan â€œGÃ¢ziâ€? unvÃ¢nÄ± verildi. Yeni takviyelerle gÃ¼Ã§lenen dÃ¼ÅŸman karÅŸÄ±sÄ±nda Osman PaÅŸa, yardÄ±m alamadÄ±ÄŸÄ±ndan Plevne de dÃ¼ÅŸtÃ¼. Plevneâ€™nin dÃ¼ÅŸmesi ile, sayÄ±ca pek fazla olan Rus birlikleri serbest kaldÄ±lar. Bu sÄ±rada SÄ±rplar NiÅŸâ€™e girmiÅŸler, KaradaÄŸlÄ±lar da Ä°ÅŸkodra Ã§evresine kadar ilerlemiÅŸlerdi. Ä°leri harekÃ¢tlarÄ±na devam eden Ruslar, Sofya, NiÅŸ ve Vidinâ€™i aldÄ±ktan sonra Edirneâ€™ye ve burayÄ± da alÄ±p YeÅŸilkÃ¶yâ€™e ulaÅŸtÄ±lar. GrandÃ¼k Nikola, sulh ÅŸartlarÄ±nÄ± dikte etmek Ã¼zere, umumÃ® karargÃ¢hÄ±nÄ± burada kurdu. BÃ¶ylece Tuna cephesindeki savaÅŸ, OsmanlÄ±larÄ±n aleyhine netÃ®celendi.</p>
<p>93 Harbiâ€™nin ikinci cephesi Kafkasya idi. Kesin neticenin alÄ±nacaÄŸÄ± ve alÄ±ndÄ±ÄŸÄ± Tuna cephesi kadar mÃ¼him olmamakla beraber, burada da pek bÃ¼yÃ¼k savaÅŸlar oldu. Cephe kumandanÄ± Ahmed Muhtar PaÅŸa idi. 125.000 kiÅŸilik Rus ordusunun baÅŸÄ±nda ise, Ermeni asÄ±llÄ± Melikof bulunuyordu.</p>
<p>DevamlÄ± takviye alan Ruslar, 30 Nisanâ€™da DoÄŸu Bayezidâ€™i ele geÃ§irdiler. Muhtar PaÅŸa, Ruslara karÅŸÄ± 21 Haziranda Halyaz, 25 Haziranda Zivin, 25 AÄŸustosta Gedikler Meydan MuhÃ¢rebelerini kazandÄ±. Ahmed Muhtar PaÅŸaya bu zaferlerden sonra, â€œGÃ¢ziâ€? unvanÄ± verildi. 4 Ekimde Yahniler Meydan Muharebesi de kazanÄ±ldÄ±, ancak takviye alan RuslarÄ± durdurmak mÃ¼mkÃ¼n olmadÄ±. 15 Ekim 1877 AlacadaÄŸ Meydan Muharebesi, Kafkas cephesinin dÃ¶nÃ¼m noktasÄ± oldu. Ahmed Muhtar PaÅŸa, fazla zayiat vermemek iÃ§in Erzurumâ€™a Ã§ekilmek zorunda kaldÄ±. Kars aÃ§Ä±kta kaldÄ±ÄŸÄ±ndan, 18 KasÄ±mâ€™da RuslarÄ±n eline geÃ§ti. Fakat Ruslar, Erzurum halkÄ±nÄ±n da katÄ±ldÄ±ÄŸÄ± destanlaÅŸan savunma karÅŸÄ±sÄ±nda, Erzurumâ€™u alamadÄ±lar. Bu sÄ±rada Ahmed Muhtar PaÅŸa, PadiÅŸah tarafÄ±ndan Ä°stanbulâ€™un muhafazasÄ± ile gÃ¶revlendirilip Ä°stanbulâ€™a Ã§aÄŸrÄ±lÄ±nca yerine MÃ¼ÅŸir Kurd Ä°smail PaÅŸa getirildi.</p>
<p>93 Harbi, OsmanlÄ± Devletinin aÄŸÄ±r maÄŸlÃ»biyetiyle neticelendi. Rumeli TÃ¼rklÃ¼ÄŸÃ¼, Rus birlikleri ve BulgarlarÄ±n bÃ¼yÃ¼k katliamÄ± sebebiyle, bÃ¼yÃ¼k sarsÄ±ntÄ±ya uÄŸradÄ±ÄŸÄ±ndan, TÃ¼rk nÃ¼fusu azÄ±nlÄ±ÄŸa dÃ¼ÅŸtÃ¼. Son asÄ±r TÃ¼rk tarihinin en bÃ¼yÃ¼k gÃ¶Ã§ faciÃ¢sÄ± vuku buldu. Balkanlardan Anadoluâ€™ya uzanan yollar, gÃ¶Ã§men kafileleriyle doldu. BunlarÄ±n bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ±, yine Ruslar ve Bulgarlar tarafÄ±ndan imha edildi.</p>
<p>RuslarÄ±n YeÅŸilkÃ¶yâ€™de karargÃ¢h kurmalarÄ±ndan sonra, BabÄ±Ã¢lÃ®, 19 Ocak 1878â€™de Rusyaâ€™dan mÃ¼tareke istedi. 9 ay 7 gÃ¼n sÃ¼ren savaÅŸa, 31 Ocak 1878â€™de imzalanan Edirne MÃ¼tarekesi son verdi. Sonradan, 3 Mart 1878â€™de, Ayastefanos (YeÅŸilkÃ¶y) AntlaÅŸmasÄ± imza edildi, ancak yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe girmedi. AbdÃ¼lhamid Han, siyasÃ® dehasÄ±yla, bu antlaÅŸmayÄ± yÃ¼rÃ¼rlÃ¼ÄŸe koydurmadÄ±. AyrÄ±ca bu antlaÅŸma, Rus nÃ¼fuzunu son derece arttÄ±rdÄ±ÄŸÄ±ndan, Avrupa devletlerini telaÅŸa dÃ¼ÅŸÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼. Avrupa devletlerinin iÅŸtirakleriyle tertiplenen Berlin AntlaÅŸmasÄ±&#8217;na gÃ¶re (13 Temmuz 1878), Ã¶nceki antlaÅŸmanÄ±n bazÄ± maddeleri hafifletildi. Ancak, OsmanlÄ± Devleti bu antlaÅŸmaya gÃ¶re, bugÃ¼nkÃ¼ TÃ¼rkiyeâ€™nin Ã¼Ã§te birine yakÄ±n toprak ve bÃ¼yÃ¼k nÃ¼fus kaybÄ±na uÄŸradÄ±. AyrÄ±ca, 800 milyon altÄ±n franklÄ±k savaÅŸ tazminatÄ± Ã¶deme mecburiyetinde bÄ±rakÄ±ldÄ±. Balkanlarda ise SÄ±rbistan, KaradaÄŸ ve Romanya baÄŸÄ±msÄ±z birer devlet oldular.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/93-harbi-1877-78-osmanli-rus-savasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Malta Seferi</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/malta-seferi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/malta-seferi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:33:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/malta-seferi/</guid>
		<description><![CDATA[Maltaâ€™daki HÄ±ristiyan korsanlara karÅŸÄ± 1565 yÄ±lÄ±nda yapÄ±lan OsmanlÄ± seferi.Ã–teden beri, Maltaâ€™da Ã¼slenen Saint-Jean ÅžÃ¶valyeleri, OsmanlÄ± gemilerine rahat vermiyorlar, korsanlÄ±k yapmaktan bir tÃ¼rlÃ¼ vazgeÃ§miyorlardÄ±. Ä°stanbulâ€™a kÄ±ymetli ticaret eÅŸyasÄ± gÃ¶tÃ¼ren bÃ¼yÃ¼k bir OsmanlÄ± gemisine el koymalarÄ±, bardaÄŸÄ± taÅŸÄ±ran son damla oldu. 250 parÃ§a gemi ile PiyÃ¢le PaÅŸa, 35 000 kara askeriyle beÅŸinci vezir Mustafa PaÅŸa, Ä°stanbulâ€™dan yola [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Maltaâ€™daki HÄ±ristiyan korsanlara karÅŸÄ± 1565 yÄ±lÄ±nda yapÄ±lan OsmanlÄ± seferi.</em>Ã–teden beri, Maltaâ€™da Ã¼slenen Saint-Jean ÅžÃ¶valyeleri, OsmanlÄ± gemilerine rahat vermiyorlar, korsanlÄ±k yapmaktan bir tÃ¼rlÃ¼ vazgeÃ§miyorlardÄ±. Ä°stanbulâ€™a kÄ±ymetli ticaret eÅŸyasÄ± gÃ¶tÃ¼ren bÃ¼yÃ¼k bir OsmanlÄ± gemisine el koymalarÄ±, bardaÄŸÄ± taÅŸÄ±ran son damla oldu. 250 parÃ§a gemi ile PiyÃ¢le PaÅŸa, 35 000 kara askeriyle beÅŸinci vezir Mustafa PaÅŸa, Ä°stanbulâ€™dan yola Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. Maltaâ€™da orduya iltihak etmesi kararlaÅŸtÄ±rÄ±lan Trablusgarp Beylerbeyi Turgut Reis, baÅŸkomutanlÄ±ÄŸa tayin edildi. Ä°stanbulâ€™dan yola Ã§Ä±kan ordu, Maltaâ€™ya varÄ±nca, Turgut Reis beklenmeksizin kuÅŸatma baÅŸlatÄ±ldÄ±. KÄ±lÄ±Ã§ Ali PaÅŸa da 6 gemi ve 1000 askerle Ä°skenderiyeâ€™den gelip, orduya katÄ±ldÄ±. KuÅŸatmanÄ±n onuncu gÃ¼nÃ¼, 23 gemi ve 2000 leventle gelen Turgut Reis, baÅŸkomutanlÄ±ÄŸÄ± ele aldÄ±. KuÅŸatmanÄ±n yirmi beÅŸinci gÃ¼nÃ¼, kaleden atÄ±lan bir top gÃ¼llesi isabetiyle, Turgut Reis ÅŸehit oldu. OsmanlÄ± askeri, umumÃ® bir saldÄ±rÄ± ile St. Elmo Kalesini ele geÃ§irdi. AdanÄ±n teslimi iÃ§in gÃ¶nderilen heyete menfÃ® cevap verilmesi Ã¼zerine, St. Ange, St. Michel ve Le Bourg kaleleri kuÅŸatÄ±ldÄ±. Cezayir Beylerbeyi BarbaroszÃ¢de Hasan PaÅŸa&#8217;nÄ±n da, 27 gemi ve 2500 kiÅŸilik bir kuvvetle gelmesi, OsmanlÄ±lara ayrÄ± bir ÅŸevk verdi. St. Michel Kalesinin Castilla Burcu ele geÃ§irildi. ÃœÃ§ buÃ§uk aylÄ±k kuÅŸatma sonunda, St. Jean ÅŸÃ¶valyelerinin Ã§ok zor duruma dÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ bir sÄ±rada, Ä°spanyollar, adanÄ±n iÅŸgal altÄ±nda olmayan bir bÃ¶lÃ¼mÃ¼ne 25 bin kiÅŸilik bir yardÄ±m kuvveti Ã§Ä±kardÄ±lar. Mustafa PaÅŸa, iki ateÅŸ arasÄ±nda kalmamak iÃ§in, aÄŸÄ±rlÄ±klarÄ±nÄ± yÃ¼kleyip kuÅŸatmayÄ± kaldÄ±rdÄ±. BaÅŸarÄ±sÄ±zlÄ±ÄŸa Ã¼zÃ¼len padiÅŸahÄ±n emri ile, donanma, Ä°stanbul limanÄ±na gece karanlÄ±ÄŸÄ±nda girdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/malta-seferi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Estergon&#8217;un Fethi</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/estergonun-fethi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/estergonun-fethi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:32:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/estergonun-fethi/</guid>
		<description><![CDATA[10 AÄŸustos 1543â€™te, Macar KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±n en Ã¶nemli ÅŸehrinin, OsmanlÄ±lar tarafÄ±ndan zaptÄ±. Estergon ÅŸehri, Budinâ€™in 45 km kuzeybatÄ±sÄ±nda, Tuna kÄ±yÄ±sÄ±nda VaÃ§ dirseÄŸinin kuzeyinde yer almaktadÄ±r. Onuncu yÃ¼zyÄ±lÄ±n sonlarÄ±nda HÄ±ristiyanlÄ±ÄŸÄ± benimseyen Macar KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±n baÅŸkenti oldu (996). DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ Kral Bela, 12. yÃ¼zyÄ±lÄ±n ortalarÄ±nda, baÅŸkenti Budinâ€™e taÅŸÄ±dÄ± ise de, ÅŸehir, dÃ®nÃ® merkez olma hÃ¼viyetini devam ettirdi. TaÃ§ giyme merasimleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>10 AÄŸustos 1543â€™te, Macar KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±n en Ã¶nemli ÅŸehrinin, </em><em>OsmanlÄ±lar</em><em> tarafÄ±ndan zaptÄ±. </em>Estergon ÅŸehri, Budinâ€™in 45 km kuzeybatÄ±sÄ±nda, Tuna kÄ±yÄ±sÄ±nda VaÃ§ dirseÄŸinin kuzeyinde yer almaktadÄ±r. Onuncu yÃ¼zyÄ±lÄ±n sonlarÄ±nda HÄ±ristiyanlÄ±ÄŸÄ± benimseyen Macar KrallÄ±ÄŸÄ±nÄ±n baÅŸkenti oldu (996). DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ Kral Bela, 12. yÃ¼zyÄ±lÄ±n ortalarÄ±nda, baÅŸkenti Budinâ€™e taÅŸÄ±dÄ± ise de, ÅŸehir, dÃ®nÃ® merkez olma hÃ¼viyetini devam ettirdi. TaÃ§ giyme merasimleri yine burada yapÄ±ldÄ±. Estergonâ€™u ilk fetheden OsmanlÄ± hÃ¼kÃ¼mdarÄ±, KanunÃ® Sultan SÃ¼leyman&#8217;dÄ±r. Budinâ€™i fethettikten sonra, 1529â€™da, Viyanaâ€™yÄ± kuÅŸatmak Ã¼zere Avrupaâ€™ya hareket eden padiÅŸah, Semendire Sancakbeyi Yahya PaÅŸazÃ¢de Mehmed Beye, Ã¶ncÃ¼ birlikleriyle ilerlemesini sÃ¶yledi. Mehmed Bey ve emrindeki kuvvetler, yollarÄ± Ã¼zerindeki Estergon Kalesini kuÅŸattÄ±lar. Kale mÃ¼dafÃ®leri karÅŸÄ±larÄ±nda OsmanlÄ± askerini gÃ¶rÃ¼nce, silah atmaksÄ±zÄ±n kaleyi teslim ettilerse de, bu hal kÄ±sa sÃ¼rdÃ¼ ve 1531â€™de elimizden Ã§Ä±ktÄ±.</p>
<p>Estergonâ€™un kesin olarak OsmanlÄ± hakimiyetine girmesi, KanunÃ® Sultan SÃ¼leyman HanÄ±n, 1543â€™te Avrupaâ€™ya yaptÄ±ÄŸÄ± Estergon Sefer-i HÃ¼mayÃ»nu adÄ±yla meÅŸhur onuncu seferinde gerÃ§ekleÅŸti.</p>
<p>KanunÃ® Sultan SÃ¼leyman Han, Estergonâ€™un fethi iÃ§in, muhteÅŸem ordusu ile 1543 yÄ±lÄ± Nisan ayÄ±nÄ±n sonlarÄ±nda, Edirneâ€™den yola Ã§Ä±ktÄ± ve Temmuz sonlarÄ±nda Estergonâ€™a geldi. 29 Temmuzâ€™da kaleyi muhasara etti. AvusturyalÄ±lar, Budinâ€™i kaybettikten sonra Estergonâ€™a Ã¶nem vermiÅŸler, bÃ¼yÃ¼k Ã¶lÃ§Ã¼de tahkim etmiÅŸlerdi. Sultan, bu pek muhkem olan kaleye fetihten Ã¶nce, bir elÃ§i heyeti gÃ¶nderip, onlarÄ± Ä°slam&#8217;a davet etti. Teklifi reddedilince cizye vermelerini, yoksa kan dÃ¶kÃ¼leceÄŸini bildirdi. Bu teklifin de reddedilmesi Ã¼zerine, muhasara baÅŸladÄ±. 6 AÄŸustostan sonra daha da ÅŸiddetlendi. On iki gÃ¼nlÃ¼k bir kuÅŸatmadan sonra dÃ¼ÅŸman emÃ¢n dileyerek 10 AÄŸustos 1543â€™te teslim oldu. Camiye Ã§evrilen bÃ¼yÃ¼k kilisede ilk Cuma namazÄ±nÄ± kÄ±lan Sultan, kaleyi yeniden tahkim ettirdi. Estergonâ€™u sancakbeyliÄŸi hÃ¢line getirerek, Budin BeylerbeyliÄŸine baÄŸladÄ±. Bundan sonraki tarihlerde Estergon, serhat kalelerimizin en mÃ¼himlerinden olmuÅŸtur. 140 yÄ±l OsmanlÄ± hÃ¢kimiyetinde kalan Estergon ÅŸehri, 1683 Avusturya SavaÅŸÄ± sÄ±rasÄ±nda kesin olarak kaybedildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/estergonun-fethi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Trablusgarp SavaÅŸÄ±</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/trablusgarp-savasi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/trablusgarp-savasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/trablusgarp-savasi/</guid>
		<description><![CDATA[OsmanlÄ±-Ä°talyan Harbi. Ä°talya, birliÄŸini kurunca, diÄŸer Avrupa devletleri gibi sÃ¶mÃ¼rge siyaseti takibine baÅŸladÄ±. Kendi topraklarÄ± karÅŸÄ±sÄ±na dÃ¼ÅŸen Trablus ve Bingaziâ€™yi, Ã¼lkesine katmak istiyordu. Bu topraklar, o devirde OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin hÃ¢kimiyetinde olduÄŸundan, doÄŸrudan saldÄ±rÄ±ya cesaret edemedi. DestekÃ§i ve ittifak aradÄ±. Bu gayeyle; 1902â€™de Avusturya ve Fransa, 1904â€™te Ä°ngiltere, 1909â€™da Rusya ile antlaÅŸmalar imzaladÄ±. AntlaÅŸmalara gÃ¶re; Ä°talya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>OsmanlÄ±-Ä°talyan Harbi. </em>Ä°talya, birliÄŸini kurunca, diÄŸer Avrupa devletleri gibi sÃ¶mÃ¼rge siyaseti takibine baÅŸladÄ±. Kendi topraklarÄ± karÅŸÄ±sÄ±na dÃ¼ÅŸen Trablus ve Bingaziâ€™yi, Ã¼lkesine katmak istiyordu. Bu topraklar, o devirde OsmanlÄ± Devleti&#8217;nin hÃ¢kimiyetinde olduÄŸundan, doÄŸrudan saldÄ±rÄ±ya cesaret edemedi. DestekÃ§i ve ittifak aradÄ±. Bu gayeyle; 1902â€™de Avusturya ve Fransa, 1904â€™te Ä°ngiltere, 1909â€™da Rusya ile antlaÅŸmalar imzaladÄ±. AntlaÅŸmalara gÃ¶re; Ä°talya, Trablus ve Bingazi&#8217;de serbest hareket edecekti. Ä°talyaâ€™nÄ±n bu faaliyetlerine karÅŸÄ±, devrin OsmanlÄ± SultanÄ± Ä°kinci AbdÃ¼lhamid Han (1876-1909), dahiyane siyasÃ® tedbirler aldÄ±. AyrÄ±ca, muktedir ve seÃ§me kumandanlar tayin ettiÄŸi Trablusgarp TÃ¼menini, silah ve mÃ¼himmat bakÄ±mÄ±ndan takviye ettirdi. Sultan AbdÃ¼lhamid Han, siyasÃ®, askerÃ® ve merkezÃ® tedbirlerin yanÄ±nda bÃ¶lgenin kuvvetli, itibarlÄ± sÃ¼lalelerinden, Bingaziâ€™deki, SenÃ»sÃ®leri de silahlandÄ±rdÄ±. OsmanlÄ± SultanÄ±nÄ±n merkezÃ® ve mahallÃ® tedbirleri sayesinde Ä°talya, denizaÅŸÄ±rÄ± sÃ¶mÃ¼rgeleri de olan Ä°ngiltere, Fransa, Avusturya ve Rusyaâ€™yla ittifak antlaÅŸmalarÄ± imzalamasÄ±na raÄŸmen, saldÄ±rmaya cesaret edemedi. Bu planÄ±n tatbikatÄ±na Sultan AbdÃ¼lhamid HanÄ±n tahttan indirilmesinden sonra baÅŸlanÄ±ldÄ±.</p>
<p>12 Ocak 1910â€™da, Roma sefirliÄŸinden sadrazamlÄ±ÄŸa getirilen HakkÄ± PaÅŸa, Ä°ttihat ve Terakki Partisi programÄ± istikametinde siyaset takip etti. HakkÄ± PaÅŸa, Ä°talyaâ€™nÄ±n, topraklarÄ±na yakÄ±n Kuzey Afrika Ã¼lkelerine karÅŸÄ± emellerini bilmesine raÄŸmen, Trablusâ€™taki OsmanlÄ± TÃ¼menini kaldÄ±rÄ±p, Yemenâ€™e sevk etti. TÃ¼menin mÃ¼himmatÄ±nÄ± da, birÃ§ok ihtarlara raÄŸmen Ä°stanbulâ€™a getirtti. BÃ¶lge bÃ¼tÃ¼n mÃ¼dafaa tedbirlerinden mahrum bÄ±rakÄ±lÄ±nca; Ä°talyaâ€™nÄ±n teÅŸebbÃ¼sleriyle Trablusgarp vali ve kumandanÄ± MÃ¼ÅŸir Ä°brahim PaÅŸa, vazifesinden alÄ±ndÄ±. BÃ¼tÃ¼n bunlar Ä°ttihat ve Terakki Partisinin akÄ±l almaz bir dÄ±ÅŸ siyaset takip etmesinin neticesiydi. Ä°talya ile mesele Ã§Ä±karmamak dÃ¼ÅŸÃ¼ncesinden hareket ettiklerini iddia eden Ä°ttihatÃ§Ä±lar, sonunda iÅŸi ihanete kadar gÃ¶tÃ¼rdÃ¼ler. Ä°talya, 14 Åžubat 1910 tarihinde, Avrupa devletleriyle yaptÄ±ÄŸÄ± antlaÅŸmalara dayanÄ±p, Akdenizâ€™deki kuvvet dengesi bakÄ±mÄ±ndan Kuzey Afrikaâ€™daki bu topraklarÄ±n Ä°talya iÃ§in son derece Ã¶nemli olduÄŸunu belirterek Trablusgarpâ€™ta imtiyazlar istedi. OsmanlÄ± Hariciye NazÄ±rÄ± (DÄ±ÅŸiÅŸleri BakanÄ±) RÄ±fat PaÅŸa, mÃ¼stakil bir devletin hakimiyet telakkisine aykÄ±rÄ± Ä°talyan teklifini reddetti. YÃ¼zyÄ±llardÄ±r OsmanlÄ± hakimiyetinde yaÅŸayan bÃ¶lge halkÄ± da, sadakatle, Ä°talyan teklifi aleyhine cephe aldÄ±lar. Ä°talya, sÃ¶mÃ¼rgeci teklifini dÃ¼nyaya, kendi siyaseti istikametinde bildirdi. Ä°talya, 23 EylÃ¼l 1911 tarihli ilk notasÄ±nda; Ä°ttihat ve Terakki Partisinin Trablusgarp ve Bingaziâ€™de, halkÄ± Ä°talyanlar aleyhine tahrik ettiÄŸinden ve OsmanlÄ± vapurlarÄ±yla bÃ¶lgeye asker ve mÃ¼himmat sevk olunduÄŸundan ÅŸikÃ¢yet edip, Ä°talyan tebaasÄ±nÄ±n, ertesi gÃ¼n o havaliyi terk edeceklerini bildirdi. BÃ¶lgedeki durumun vahim bir hÃ¢l alacaÄŸÄ± belli olunca da, Ä°stanbulâ€™a daha Ã¶nce getirtilen mÃ¼himmat hatasÄ±nÄ± telafi edici mahiyette, bir vapurla bir miktar cephane gÃ¶nderildi. Bundan sonra, Ä°talyaâ€™nÄ±n cÃ¼retkÃ¢r teklif ve icraatlarÄ±, bitmez tÃ¼kenmez bir ÅŸekilde devam etti.</p>
<p>Ä°talya, 28 EylÃ¼l 1911 tarihinde verdiÄŸi yirmi dÃ¶rt saatlik Ã¼ltimatomda Trablusâ€™la Bingaziâ€™nin tahliye ve teslimini istedi. HakkÄ± PaÅŸa, bu Ã¼ltimatomu, gayrimÃ¼slim ve TÃ¼rk jandarma mÃ¼fettiÅŸliÄŸiyle OsmanlÄ± hizmetinde bulunan Ä°talyan generali Robilant PaÅŸanÄ±n evinde, briÃ§ oynarken aldÄ±. Sadrazam, brici bÄ±rakÄ±p, Ã¼ltimatomu okumak hareketinde dahi bulunmayÄ±nca, ev sahibesi bayan Robilant, meselenin vahÃ¢metini bildiÄŸinden, Ä±srarla okuttu. Ãœltimatoma 29 EylÃ¼l 1911 tarihinde verilen cevapta; OsmanlÄ± Devleti, toprak bÃ¼tÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n tanÄ±nmasÄ± ÅŸartÄ±yla Ä°talyaâ€™ya bu bÃ¶lgede iktisadÃ® ve kÄ±smen siyasÃ® imtiyazlar verilmesini kabul ettiÄŸini bildirdi. Ä°talya, Ã¼ltimatomun cevap tarihi olan 29 EylÃ¼l 1911â€™de, OsmanlÄ± Devletine harp ilan ettiÄŸini notayla bildirdi.</p>
<p>Harp iÃ§in Ã¶nceden bÃ¼tÃ¼n hazÄ±rlÄ±klarÄ±nÄ± tamamlamÄ±ÅŸ olan Ä°talya, modern ÅŸekilde teÃ§hiz edilen 36 000 kiÅŸilik bir orduyu, Ã§Ä±karma yapmak iÃ§in bÃ¶lgeye gÃ¶nderdi. Ä°talyan donanmasÄ±, 1 Ekim 1911 tarihinde, Libya sahillerini abluka altÄ±na aldÄ±. 4 Ekimâ€™de karaya Ã§Ä±karÄ±lan bir Ä°talyan mÃ¼frezesi, boÅŸ bulduÄŸu Hamidiye TabyasÄ±nÄ± iÅŸgal etti. Bu kolay iÅŸgalden cÃ¼retlenilip, 5 Ekimâ€™de 1700 bahriye askeri daha karaya Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. Kara askerlerinin de sahile Ã§Ä±karÄ±lmasÄ±yla baÅŸlayan harekÃ¢t neticesinde, Trablusgarp vilayetinin sancak merkezlerinden Humus kasabasÄ±, 18 Ekimde iÅŸgal edildi. 19 Ekim 1911 tarihinde Bingazi sahiline Ã§Ä±karma yapan, ilk iÅŸgalci kuvvetler, 20 Ekimde ÅŸehre girdi. Fakat bÃ¼tÃ¼n bunlara raÄŸmen, Ä°talyanlarÄ±n hakimiyeti, daha Ã§ok donanmasÄ±nÄ±n bulunduÄŸu sahil boylarÄ±ndaydÄ±.</p>
<p>Vali vekili ve kumandanlÄ±ÄŸÄ± Ã¼stÃ¼ne alan Miralay NeÅŸet Bey, ÅŸehirdeki Ã§ok az sayÄ±daki kuvvetler ve Sultan AbdÃ¼lhamid HanÄ±n silÃ¢hlandÄ±rdÄ±ÄŸÄ± SenÃ»sÃ®lerle elbirliÄŸi ederek, her tÃ¼rlÃ¼ mahrumiyetler iÃ§inde, mÃ¼dafaa cephesi kurdu. BÃ¶lgeye, Ä°stanbulâ€™dan kara kuvveti gÃ¶ndermek mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildi. Bunun iÃ§in Tunus ve MÄ±sÄ±r yoluyla gizli olarak ve ayrÄ±ca subay, para ve mÃ¼himmat gÃ¶nderildi. Bunlarla Tobruk ve Derne ve diÄŸer kuvvetli mÃ¼dafaa hatlarÄ± kuruldu.</p>
<p>Ä°talyan ordusu, bÃ¼tÃ¼n taarruzlarÄ±na raÄŸmen sahilden iÃ§eri pek giremedi. BirÃ§ok taarruzunun pÃ¼skÃ¼rtÃ¼lmesi, Ä°talyan kumandan ve askerlerini Ã¼mitsizliÄŸe dÃ¼ÅŸÃ¼rdÃ¼. Ä°talyan ordusunun askerÃ® itibarÄ±, dÃ¼nya kamuoyunda sarsÄ±ldÄ±. Ä°talya bunu telÃ¢fi etmek iÃ§in, donanmayla Rodos, Oniki Adalar ve BoÄŸazlarÄ± iÅŸgal etmek istedi. Bununla, OsmanlÄ± Devletini tehdit ederek bÃ¶lgeye yardÄ±m gÃ¶nderilmesini engellemeyi dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yordu. Ä°talya, OsmanlÄ± donanmasÄ±nÄ±n bÃ¶lgeye hareket etmemesinden faydalanarak, Rodos ve Oniki AdayÄ±, 1912 baharÄ±nda iÅŸgal edebildi. Ä°talyan donanmasÄ±, 1912 yazÄ±nda, Ã‡anakkale BoÄŸazÄ±nÄ± zorladÄ±ysa da, kuvvetli mÃ¼dafaa karÅŸÄ±sÄ±nda geri Ã§ekilmek zorunda kaldÄ±.</p>
<p>Trablusgarp Harbi devam ederken, 8 Ekim 1912â€™de Balkan Harbi Ã§Ä±ktÄ±. Ä°talyaâ€™nÄ±n bÃ¼tÃ¼n baÅŸarÄ±sÄ±zlÄ±klarÄ±na raÄŸmen, Balkan Harbi Ã§Ä±kÄ±nca, OsmanlÄ± Devleti, cephe sayÄ±sÄ±nÄ± azaltmak ve Trablusgarp meselesini halletmek Ã¼zere, Londraâ€™da Ä°talya ile gÃ¶rÃ¼ÅŸmeleri baÅŸlattÄ±. OsmanlÄ±-Ä°talyan gÃ¶rÃ¼ÅŸmeleri, antlaÅŸmayla neticelendi. OsmanlÄ±-Ä°talyan AntlaÅŸmasÄ±, 15 Ekim 1912 tarihinde, Lozanâ€™Ä±n iskelesi olan Ouchyâ€™de (UÅŸi) imzalandÄ±. Trablusgarp Harbine son veren AntlaÅŸma, Ã¼Ã§ parÃ§asÄ± gizli olmak Ã¼zere dÃ¶rt parÃ§a hÃ¢lindeydi. AÃ§Ä±k parÃ§a on bir madde olup, ÅŸunlarÄ± ihtiva ediyordu:</p>
<p>TÃ¼rkiye, Trablusgarp ve Bingaziâ€™yi, Ä°talya da iÅŸgal ettiÄŸi adalarÄ± derhal boÅŸaltacaktÄ±r. Ä°talya, bÃ¶lgede Ä°slÃ¢m dininin serbestiyetini kabul edip, hutbelerde Halifenin isminin zikredilmesine, padiÅŸahÄ±n &#8220;NÃ¢ib-Ã¼s-Sultan&#8221; unvanÄ±yla bir temsilci bulundurmasÄ±na, bu temsilcinin, tahsisatÄ±nÄ± mahallÃ® gelirlerden almasÄ±na, Trablusgarp ve Bingazi kadÄ±sÄ±nÄ±n MeÅŸÃ®hat (ÅžeyhÃ¼lislamlÄ±k) makamÄ± tarafÄ±ndan tayin edilmesine ve bu kadÄ±nÄ±n seÃ§eceÄŸi naiplere mahallÃ® gelirlerden aylÄ±k verilmesine, evkafÄ±n (vakÄ±flar) istiklÃ¢line, yerli eÅŸrafÄ±n da iÅŸtirak edeceÄŸi bir meclis tarafÄ±ndan yeni idare esaslarÄ±nÄ±n tanzimine izin verildi. NÃ¢ib-Ã¼s-Sultan ile kadÄ±&#8217;nÄ±n tayininde, OsmanlÄ± ve Ä°talyan hÃ¼kÃ¼metlerinin izni alÄ±nacaktÄ±. Trablus ve Bingaziâ€™den DÃ¼yÃ»n-u Umumiye&#8217;ye para verilmeye devam edilecek ve yÄ±llÄ±k taksit miktarÄ± iki milyon Ä°talyan liretinden, yani takriben 90 000 OsmanlÄ± altÄ±nÄ±ndan aÅŸaÄŸÄ± olmayacaktÄ±. KapitÃ¼lasyonlarÄ±n kaldÄ±rÄ±lmasÄ±nda, Ä°talya hÃ¼kÃ¼meti, TÃ¼rkiyeâ€™ye yardÄ±m edecekti. (Bkz. UÅŸi AntlaÅŸmasÄ±)</p>
<p>Trablusgarp ve Bingazi, Ä°ttihat ve Terakki Partisinin, affedilmez gaflet ve hÄ±yanetiyle kaybedilmesine raÄŸmen, harbe katÄ±lan gÃ¶nÃ¼llÃ¼ subaylardan BinbaÅŸÄ± Enver Bey, parti yayÄ±n organlarÄ±nca â€œBingazi kahramanÄ±â€? unvanÄ±yla tanÄ±tÄ±ldÄ±.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/trablusgarp-savasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ã‡anakkale SavaÅŸÄ± (Ã‡anakkale Zaferi)</title>
		<link>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/canakkale-savasi-canakkale-zaferi.html</link>
		<comments>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/canakkale-savasi-canakkale-zaferi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 17:26:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eskidunya.com/2007/07/31/canakkale-savasi-canakkale-zaferi/</guid>
		<description><![CDATA[I. DÃ¼nya SavaÅŸÄ±&#8216;nda, OsmanlÄ± Devleti&#8216;nin, Ã‡anakkale BoÄŸazÄ±&#8217;nÄ± geÃ§mek isteyen Ä°tilÃ¢f kuvvetleriyle yaptÄ±ÄŸÄ± savaÅŸlar (1915).Bahriye NazÄ±rÄ± Churchill&#8217;in teklifleri ve Ä°ngiltere&#8217;nin Ä±srarÄ±yla Ä°tilÃ¢f devletlerince giriÅŸilen harekÃ¢tÄ±n amacÄ±, Rusya ile doÄŸrudan temasa geÃ§mek, onlara silÃ¢h ve malzeme yardÄ±mÄ± yapabilmekti. Bu yolla, SÃ¼veyÅŸ KanalÄ± ve Hint yolu Ã¼zerindeki TÃ¼rk baskÄ±sÄ± da kaldÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ olacak; savaÅŸa katÄ±lmak istemeyen Balkan devletleri, Ä°tilÃ¢f [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>I. DÃ¼nya SavaÅŸÄ±</em><em>&#8216;nda, </em><em>OsmanlÄ± Devleti</em><em>&#8216;nin, Ã‡anakkale BoÄŸazÄ±&#8217;nÄ± geÃ§mek isteyen Ä°tilÃ¢f kuvvetleriyle yaptÄ±ÄŸÄ± savaÅŸlar (1915).</em>Bahriye NazÄ±rÄ± Churchill&#8217;in teklifleri ve Ä°ngiltere&#8217;nin Ä±srarÄ±yla Ä°tilÃ¢f devletlerince giriÅŸilen harekÃ¢tÄ±n amacÄ±, Rusya ile doÄŸrudan temasa geÃ§mek, onlara silÃ¢h ve malzeme yardÄ±mÄ± yapabilmekti. Bu yolla, SÃ¼veyÅŸ KanalÄ± ve Hint yolu Ã¼zerindeki TÃ¼rk baskÄ±sÄ± da kaldÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ olacak; savaÅŸa katÄ±lmak istemeyen Balkan devletleri, Ä°tilÃ¢f devletleri yanÄ±nda yer almaÄŸa zorlanacaktÄ±.</p>
<p>YapÄ±sÄ± bakÄ±mÄ±ndan, savunmaya elveriÅŸli olan boÄŸaz, TÃ¼rkler tarafÄ±ndan mayÄ±nlanmÄ±ÅŸtÄ±. Tabyalar, toprak ve taÅŸtandÄ±. ZÄ±rhlÄ± veya betondan tabya yoktu; ayrÄ±ca birÃ§ok sahte mevzi yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±. Savunma dÃ¼zeni, dÄ±ÅŸ, orta ve iÃ§ bÃ¶lgeler olmak Ã¼zere Ã¼Ã§e ayrÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±. BunlarÄ±n kumandasÄ± Miralay Cevdet Bey&#8217;de idi. SavaÅŸ ilÃ¢nÄ±ndan birkaÃ§ gÃ¼n sonra, 3 KasÄ±m 1914&#8242;te Ä°ngilizler, SeddÃ¼lbahir ve Kumkale tabyalarÄ±nÄ± topa tuttular. 19 Åžubat 1915&#8242;te boÄŸazÄ±n dÄ±ÅŸ tabyalarÄ± tahrip edildi. AyrÄ±ca, karaya Ã§Ä±karÄ±lan askerler, tahrip iÅŸini tamamladÄ±lar. Bu harekÃ¢tta TÃ¼rkler, 19 top kaybetti. DÄ±ÅŸ savunmanÄ±n dÃ¼ÅŸmesi, bazÄ± Ã¼lkelerde bÃ¼yÃ¼k yankÄ±lara yol aÃ§tÄ±. Bulgaristan, Ã§ekingen bir durum aldÄ±. Ä°talya, Ä°tilÃ¢f devletlerine meyletti. YunanlÄ±larÄ±n Ä°stanbul&#8217;a girmelerini istemeyen Ruslar, 40 bin kiÅŸilik yardÄ±mcÄ± bir kuvvet gÃ¶ndermeyi teklif etiler. Bunun Ã¼zerine Ä°ngilizler ve FransÄ±zlar, boÄŸazlarÄ± Ruslara vermeyi vaat ettiler. Bundan sonraki bÃ¼yÃ¼k taarruzun, Marmara Denizi&#8217;ne geÃ§mek amacÄ±yla, FransÄ±z ve Ä°ngiliz savaÅŸ gemileri tarafÄ±ndan, 18 Mart 1915&#8242;te yapÄ±lmasÄ± planlandÄ±. Orta savunma tabyalarÄ±, sÃ¼rekli olarak bombardÄ±man edildi. DÄ±ÅŸ hatlara komandolar Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. BoÄŸazdaki mayÄ±n tarama ve temizleme iÅŸi baÅŸarÄ±yla yÃ¼rÃ¼tÃ¼ldÃ¼. Fakat 7-8 Mart gecesi, YÃ¼zbaÅŸÄ± HakkÄ± Bey kumandasÄ±ndaki Nusret mayÄ±n gemisi, karanlÄ±k limana, sezdirmeden tekrar mayÄ±n dÃ¶ÅŸedi. Ä°tilÃ¢f kuvvetlerinin 16 harp gemisi, 18 Mart 1915&#8242;te boÄŸaza girerek, tabyalarÄ± ateÅŸe tuttular. Gerek mayÄ±nlar ve gerekse bataryalarÄ±n atÄ±ÅŸlarÄ± ile Ä°tilÃ¢f kuvvetleri birÃ§ok gemi kaybederek geri Ã§ekildi.</p>
<p>18 Mart hÃ¼cumu, Ã‡anakkale&#8217;nin, karadan yardÄ±m gÃ¶rmedikÃ§e geÃ§ilemeyeceÄŸini gÃ¶sterdi. Bunun Ã¼zerine, Ä°ngiliz, FransÄ±z ve Anzaklardan (Avustralya, Yeni Zelanda ordusu) kurulan 70 000 kiÅŸilik kuvvet, 25 Nisan 1915&#8242;te SeddÃ¼lbahir ve ArÄ±burnu bÃ¶lgelerinde karaya Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. DÃ¼ÅŸman kuvvetleri, 109 harp ve 308 nakliye gemisi ve Ã¶zel Ã§Ä±karma araÃ§larÄ±yla denizden desteklenmekteydi. Bu Ã§Ä±karmaya karÅŸÄ± savunma gÃ¶revi, 5. Orduya verildi.</p>
<p>Ä°lk Ã§Ä±karmalar SeddÃ¼lbahir, ArÄ±burnu ve Kumkale&#8217;ye yapÄ±ldÄ±. BazÄ± yerlerde baÅŸarÄ± kazanan dÃ¼ÅŸman, kesin sonuca gidemedi. SeddÃ¼lbahir ve ArÄ±burnu&#8217;nu almayÄ± baÅŸaramadÄ±. BinbaÅŸÄ± Mahmud Bey idaresindeki TÃ¼rk kuvvetleri, dÃ¼ÅŸmanÄ±n iÃ§i bÃ¶lgelere sÄ±zmasÄ±nÄ± engelledi. Ä°lk Ã§Ä±karma gÃ¼nÃ¼, 19. TÃ¼men kumandanÄ± Mustafa Kemal Bey (AtatÃ¼rk), 17. Piyade AlayÄ±nÄ±, ConkbayÄ±rÄ±&#8217;na vaktinde yetiÅŸtirerek, KocaÃ§imen tepesinin dÃ¼ÅŸman eline geÃ§mesini Ã¶nledi. DÃ¼ÅŸman, 25 Nisan 1915 harekÃ¢tÄ±nda, bÃ¼yÃ¼k kayba karÅŸÄ±lÄ±k kÃ¼Ã§Ã¼k bir kÃ¶prÃ¼baÅŸÄ± elde edebildi, orada tutundu. TÃ¼rk kuvvetleri, gecenin karanlÄ±ÄŸÄ±ndan faydalanarak dÃ¼ÅŸmanÄ± denize dÃ¶kmek istediyse de, bu harekÃ¢tta yer alan Arap askerlerinin baÅŸarÄ±sÄ±zlÄ±ÄŸÄ± ve Ã§Ä±karttÄ±klarÄ± gÃ¼rÃ¼ltÃ¼, buna imkÃ¢n vermedi. Ã–te yandan, 15 000 kiÅŸilik Anzak kuvveti de karaya Ã§Ä±karÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±. AynÄ± gÃ¼nlerde dÃ¼ÅŸman Saros KÃ¶rfezi&#8217;ne, BeÅŸike LimanÄ±&#8217;na gÃ¶steriÅŸ Ã§Ä±karmalarÄ± yaptÄ±. Sonraki gÃ¼nlerde de AlÃ§Ä±tepe ve ArÄ±burnu&#8217;nda KocaÃ§imen tepesini elde etmek iÃ§in harekete geÃ§ti.Â  Fakat, 5. Ordu kuvvetleri, bÃ¼yÃ¼k kayÄ±plara raÄŸmen, dÃ¼ÅŸmanÄ± pÃ¼skÃ¼rttÃ¼. Bu arada yapÄ±lan SeddÃ¼lbahir, ArÄ±burnu ve deniz savaÅŸlarÄ± Ã§ok kanlÄ± geÃ§ti. DÃ¼ÅŸman, SeddÃ¼lbahir&#8217;e 26 Nisan gÃ¼nÃ¼, top ateÅŸiyle hÃ¼cuma baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. 1 MayÄ±s gecesi ve daha sonraki gÃ¼nlerde, 17 000 kiÅŸilik TÃ¼rk kuvveti karÅŸÄ± saldÄ±rÄ±ya geÃ§ti. Fakat, bunda baÅŸarÄ± kazanÄ±lamadÄ± ve TÃ¼rkler, 16 000 kayÄ±p verdiler. Ä°ngilizlerin kaybÄ±, 14 000 kiÅŸiydi.</p>
<p>DÃ¼ÅŸmanÄ±n ikinci hÃ¼cumu, 6-8 MayÄ±s arasÄ±nda, AlÃ§Ä±tepe&#8217;yi ele geÃ§irmek oldu. BirkaÃ§ kere siperlere giren FransÄ±zlar pÃ¼skÃ¼rtÃ¼ldÃ¼. Sadece birinci hat siperleri, dÃ¼ÅŸman elinde kaldÄ±. 26 Nisan&#8217;da ve daha sonraki gÃ¼nlerde denizde savaÅŸlar oldu. TÃ¼rklerin Nurulbahir adlÄ± gemisi battÄ±. GÃ¼lcemal vapuru yara aldÄ±. Buna karÅŸÄ±lÄ±k, Ä°tilÃ¢f kuvvetlerinin Goliath zÄ±rhlÄ±sÄ± batÄ±rÄ±ldÄ±.</p>
<p>14 MayÄ±s&#8217;ta Ä°ngiliz harp komitesi, savaÅŸa devam kararÄ± aldÄ± ve Ä°ngiliz kabinesinde bazÄ± vekiller deÄŸiÅŸtirildi. 18 MayÄ±s&#8217;a kadar nemli Ã§arpÄ±ÅŸma olmadÄ±. Haziran ayÄ±nda, kanlÄ± siper muharebeleri yapÄ±ldÄ±. 4 Haziran&#8217;da 50 000 kiÅŸilik Ä°ngiliz ve FransÄ±z ordusu, 25 000 kiÅŸilik TÃ¼rk ordusu Ã¼zerine, top ateÅŸi desteÄŸinde taarruza geÃ§ti. Taarruzda zÄ±rhlÄ± araÃ§lar da kullanÄ±ldÄ±. Bu hÃ¼cum, Ã‡anakkale&#8217;deki en kanlÄ± muharebe oldu. DÃ¼ÅŸman, bazÄ± TÃ¼rk siperlerine girdi. 9 Temmuz&#8217;da SeddÃ¼lbahir kumandanlÄ±ÄŸÄ±na Vehip PaÅŸa getirildi. Biraz sonra Kerevizdere savaÅŸlarÄ± baÅŸladÄ±. Ã‡Ä±karmanÄ±n baÅŸlamasÄ±ndan 70. gÃ¼ne kadar TÃ¼rk ordusu, 100 000 kayÄ±p verdi. Her ÅŸeye raÄŸmen dÃ¼ÅŸman ilerlemeyi baÅŸaramadÄ±, yeni bir Ã§Ä±karma yapmaya karar verdi. AmaÃ§, Anafartalar platosunu ve KocaÃ§imen&#8217;i ele geÃ§irmekti. Taze kuvvetler, AÄŸustos baÅŸÄ±nda Suvla kÄ±yÄ±larÄ±na, baskÄ±n halinde Ã§Ä±karma yaptÄ±lar. Bunun Ã¼zerine Mustafa Kemal&#8217;in emriyle 28. ve 41. alaylar, 10 AÄŸustos&#8217;ta hÃ¼cuma hazÄ±rlandÄ±. KumandanÄ±n kÄ±sa bir konuÅŸmasÄ±ndan sonra, sÃ¼ngÃ¼ hÃ¼cumu baÅŸladÄ±. DÃ¼ÅŸman, siperlerinde bastÄ±rÄ±ldÄ±. TÃ¼rkler, ÅžahinsÄ±rt&#8217;a kadar ilerledi. SavaÅŸ sÄ±rasÄ±nda, Mustafa Kemal&#8217;in gÃ¶ÄŸsÃ¼ne bir ÅŸarapnel parÃ§asÄ± Ã§arptÄ±. DÃ¼ÅŸman, Mustafa Kemal&#8217;in yÃ¶nettiÄŸi bu harekÃ¢tla, aÄŸÄ±r kayÄ±plar vererek pÃ¼skÃ¼rtÃ¼ldÃ¼.</p>
<p>1915 yÄ±lÄ±nÄ±n sonbahar aylarÄ±, kanlÄ± fakat sonuÃ§ alÄ±namayan Ã§arpÄ±ÅŸmalarla geÃ§ti. TÃ¼rk baÅŸkumandanlÄ±ÄŸÄ±, 1. Orduyu Gelibolu&#8217;ya yolladÄ±. BÃ¶ylece TÃ¼rk ordusu, 21 tÃ¼mene Ã§Ä±ktÄ±. BaÅŸlangÄ±Ã§ta Ã¼Ã§ gÃ¼n iÃ§inde Ã‡anakkale BoÄŸazÄ±nÄ± geÃ§eceklerini sanarak giriÅŸtikleri savaÅŸÄ± bir an Ã¶nce sonuÃ§landÄ±rmak isteyen Ä°tilÃ¢f Devletleri, yeni kuvvetler saÄŸlamaÄŸa Ã§alÄ±ÅŸtÄ±larsa da sonuÃ§ alamadÄ±lar. General Charles Monroe, Ã‡anakkale&#8217;nin boÅŸaltÄ±lmasÄ± gereÄŸini belirten bir rapor verdi. Bunun Ã¼zerine, 5 AralÄ±k tarihinde iki Ä°ngiliz tÃ¼meni, SelÃ¢nik&#8217;e gÃ¶nderildi. KasÄ±m ayÄ±nda baÅŸlayan yaÄŸmur ve kar fÄ±rtÄ±nasÄ±, siperlerde birÃ§ok askerin boÄŸulmasÄ±na sebep oldu. Bu felÃ¢kette dÃ¼ÅŸmanÄ±n kaybÄ± da Ã§oktu.</p>
<p>Limanda birÃ§ok kÃ¼Ã§Ã¼k gemi battÄ±. Neticede Ã§Ä±karma sahalarÄ±, dÃ¼ÅŸman tarafÄ±ndan boÅŸaltÄ±ldÄ±. Gizlice yapÄ±lan boÅŸaltma harekÃ¢tÄ± sonucu, Ocak 1916&#8242;da Gelibolu yarÄ±madasÄ± tamamen bÄ±rakÄ±lmÄ±ÅŸ oldu. Bu arada bazÄ± Ã§arpÄ±ÅŸmalar da oldu.Â  Anafartalar ve ArÄ±burnu Ã§ekilmesi sÄ±rasÄ±nda dikkati daÄŸÄ±tmak iÃ§in, dÃ¼ÅŸman, 19 AralÄ±k gÃ¼nÃ¼ SeddÃ¼lbahir bÃ¶lgesine saldÄ±rdÄ±. Buraya dÃ¶ÅŸenmiÅŸ olan mayÄ±nlar, TÃ¼rklerin dÃ¼ÅŸmanÄ± takibine imkÃ¢n vermedi.</p>
<p>Ã‡anakkale, I. DÃ¼nya SavaÅŸÄ±nda TÃ¼rkiye&#8217;nin Ã§arpÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ± on cepheden biriydi. TÃ¼rk kara ordusu, savaÅŸ araÃ§ ve gereÃ§leri bakÄ±mÄ±ndan Ã§ok zayÄ±ftÄ±. Burada gÃ¶rev alan TÃ¼rk deniz kuvvetleri, 1911-1912 Ä°talyan ve 1912-1913 Balkan savaÅŸlarÄ±nda yÄ±pranmÄ±ÅŸ durumdaydÄ±. SavaÅŸ sÄ±rasÄ±nda TÃ¼rkiye, mÃ¼ttefiklerinden beklediÄŸi yardÄ±mÄ± gÃ¶remedi. Sadece Alman subaylarÄ±, TÃ¼rk subaylarÄ± yanÄ±nda gÃ¶rev aldÄ±lar. Avusturya&#8217;nÄ±n yardÄ±mÄ±, iki bataryadan ibaret kaldÄ±. Beklenen silah ve malzeme yardÄ±mÄ± saÄŸlansaydÄ±, sonuÃ§ Ã§ok daha farklÄ± olabilirdi.</p>
<p>Ã‡anakkale savaÅŸlarÄ±, 8,5 ay sÃ¼rdÃ¼. TÃ¼rk ordusunun karÅŸÄ± koymasÄ±yla, Ã‡anakkale, Irak, Filistin cephelerinde bir milyona yakÄ±n Ä°ngiliz ve FransÄ±z askeri, batÄ±daki ana cephelerinden uzak tutulmuÅŸ oldu. SavaÅŸlar, iki taraf iÃ§in de bÃ¼yÃ¼k kayÄ±plara sebep oldu. Ä°tilÃ¢f devletleri, Ã‡anakkale&#8217;ye Ã¶nce 70 000 kiÅŸi gÃ¶ndermiÅŸlerdi. Sonradan bu kuvvet 500 bin kiÅŸiye Ã§Ä±karÄ±ldÄ±. Bunun 400 000&#8242;i Ä°ngiliz, 79 000&#8242;i FransÄ±z ordusundandÄ±. Ä°ngilizlerin kaybÄ±, 115 000&#8242;i Ã¶lÃ¼, yaralÄ±, esir ve memleketine gÃ¶nderilen, 90 000&#8242;i hasta olmak Ã¼zere 205 000 idi. FransÄ±zlarÄ±n kaybÄ± 47 000&#8242;di. TÃ¼rklerde ise ÅŸehid, yaralÄ± ve hasta sayÄ±sÄ±, 252 300&#8242;Ã¼ buldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.eskidunya.com/2007/07/31/canakkale-savasi-canakkale-zaferi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
