Sami asıllı bir ırk olan İsrailoÄŸulları Fırat nehri boylarından Sina sınırlarına kadar uzanan bu bölgede uzun zaman göçebe halinde dolaÅŸtıktan sonra Lübnan daÄŸlarının güneyinde yüksekçe bir yayla olan Filistin”e gelmiÅŸler, orada bulunan Kenânîlerle karışmışlardır.
M. Ö. 1200 yılından sonra, bu bölgeye gelip yerleÅŸen Filist”lerin saldırıları karşısında dağılmışlar ancak M.Ö. 1044 yılında Saul adlı bir kahramanın çevresinde toplanabilmiÅŸlerdir.
Bundan sonra başlarına Davud ve Süleyman adlı krallar geçmiştir. Davut zamanında komşu devletler yenilmiş. Kudüs şehri kurulmuş, Süleyman zamanında da kuvvetli bir devlet durumuna geçmişlerdir.
Süleyman”ın ölümünden sonra İbranilerin birliÄŸi bozulmuÅŸ, biri kuzeyde İsrail devleti, öbürü güneyde Yuda (Yahudi) devleti kurulmuÅŸtur. Fakat bu iki devlet, yıllarca kendi aralarında çarpışmışlar ve kuvvetten düşmüşlerdir. İsrail devletine Asurlular (M.Ö. 721), Yahudi devletine de Babilliler (M.Ö. 587) son vermiÅŸlerdir.
Yahudiler, Babil boyunduruÄŸundan M.Ö. 539 da kurtulmuÅŸlar. Kudüs”teki Süleyman tapınağını yeni baÅŸtan onarmışlar ve Kudüs”e böylece eski dinî önemini kazandırmışlardır. Fakat buna raÄŸmen Yahudiler bir daha kendilerini toplayıp eskisi gibi bir devlet kuramamışlardır.
Önce Perslerin, Büyük İskender’e yenilen Persler’den sonra Romalıların egemenliÄŸinde uzun yıllar kalmışlardır.
Hıristiyanlığın kuvvet kazanması ile İsrailoÄŸlullarınin dinî, eski önemini kaybetmiÅŸ, Kudüs, Hıristiyanların kutsal ÅŸehri durumuna geçmiÅŸtir. Yahudiler de, uzun yüzyıllar boyunca bir yurda sahip olmadan, dünyanın her tarafında dağınık bir durumda yaÅŸamışlar, ancak İkinci Dünya Savaşı”nın sonunda dağınık bir durumda eski yurtlarında kendi devletlerini kurabilmiÅŸlerdir.
Popularity: 4% [?]
Yorum yaz
You must be Kullanıcı adınız to post a comment.