GAZİ OSMAN PAŞA
GAZİ OSMAN PAŞA
Moskofu dize getiren kumandan
Tarihimiz boyunca sayısız kumandanlarımız askerî sahada hizmet ifâ etmiÅŸler, bilhassa savaÅŸ meydanlarında gösterdikleri maharet, cesaret ve ÅŸecaatle bütün dünyanın takdirle alkışladığı zaferlerin kazanılmasında faal roy oynamışlar; tarihimizde pek çok destanların yer almasında mühim vazife görmüşlerdir. Hepsi, ebediyen rahmetle, şükranla yâdedilecektir…
Gazi Osman Paşa da, tarihlere altın harflerle geçen Plevne müdafaası kumandanı olarak gönüllere taht kuran kumandanlarımızdandır.
Osman PaÅŸa’yı henüz tahsil devresini tamamlamadan harp meydanlarında görmekteyiz… Bu meydanda kahraman askerlerimize serdarlık ederek, düşmanlara unutamayacakları ÅŸamarlar indirmiÅŸ bir kumandandır.
Osman PaÅŸa 1832 yılında Tokat’ta doÄŸmuÅŸtur. AskerliÄŸe olan merak ve hevesi üzerine, BeÅŸiktaÅŸ’taki Askerî Rüştiye’de ve Kuleli Askeri İdadisinde okumuÅŸtur. Daha sonra «Mekteb-i Erkân-ı Harbiyyeye» giren Osman PaÅŸa, kurmaylık eÄŸitimim tamamlamaya fırsat kalmadan, Kırım savaşının çıkması üzerine Tuna cephesine gönderilir… Genç yaÅŸta harp meydanına atılan Osman PaÅŸa’yı bundan sonra devamlı zaferler kazanan, hakkı olan terfiler olan bir subay olarak görmekteyiz.
Tuna cephesinde dört yıl kalan Osman PaÅŸa, önce Mülâzım-ı Evvel, savaşın sonunda da KolaÄŸası oldu (1856). Bundan sonra yarıda kalmış olan Kurmay eÄŸitimini tamamladı ve Erkân-ı Harbiyye-i Umumiye reisliÄŸinde Genelkurmay BaÅŸkanlığı çalışmaya baÅŸladı. Anadolu haritasını çıkarmak vazifesiyle Bursa’ya tayin edildi. Sırasıyla; Teselya, YeniÅŸehir ve Cebeli Lübnan’da vazife aldı…
Girit isyanlarının baÅŸlaması üzerine Girit’e tayin edilen Osman PaÅŸa, âsiler karşısında gösterdiÄŸi kahramanlık üzerine Miralay rütbesiyle taltif edildi (1866) Osman PaÅŸa’yı bundan sonra, sırasıyla ÅŸu vazifelerde ve rütbelerde görmekteyiz: vazifeli gittiÄŸi Yemen’den PaÅŸa rütbesi alarak dönmüştür. Rumeli’de bulunan BeÅŸinci Ordu Manastır Fırka Kumandanlığına tayin edilir (1875). Buradaki çalışmalarından dolayı Birinci Ferik olur. Sırp isyanları baÅŸlayınca, emrindeki birliklerle âsiler üzerine yürür. Sırp ordusunu periÅŸan eder ve müşir olur (1876). 1877-1878′de Rusya’nın Osmanlı devletine karşı saldırıya geçmesi üzerine Vidin ve Rahova bölgelerinin korunmasıyla vazifelendirilir.
Plevne ve Gazi Osman PaÅŸa
Osmanlı’nın ezeli düşmanı Rusya, ilk hücumda ve kısa bir zamanda Osmanlı ordusunu maÄŸlûp edip, İstanbul önlerine varmayı hayallemiÅŸti. Bu hayali kuvvetlendirecek hareketler de yok deÄŸildi. Kuzeyden hücuma geçecek olan Rusları durduracak iki müdafa hattı vardı. Tuna nehri ve Balkanlar silsilesi… Ruslar bu engeli de hemen hemen hiçbir zorluk görmeden geçmiÅŸlerdi.
Çarın kardeÅŸi Grandük Nikola Nikolayeviç’in baÅŸkumandanlık ettiÄŸi Ruslar, Berkofça daÄŸlarını aÅŸmışlar, bugünkü Dobruca ve Bulgaristan topraklarına ulaÅŸmışlardı. Bu ana kadar ciddi bir mukavemetle karşılaÅŸmayan Ruslar hayallerinde İstanbul’u görmeye baÅŸlamışlardı… Rusların bu hareketi devam ederken, Osman PaÅŸa’ya Ruslar’a karşı durmak üzere hareket emri verildi. Bunun üzerine Osman PaÅŸa, Vidin’den hareket ederek beraberindeki 25 piyade taburu, 12 süvari bölüğü, 48 sahra topu ve 6 daÄŸ topu ile birlikte, bir haftalık bir yürüyüşle Plevne önlerine gelmiÅŸ; ÅŸehri Ruslar’dan alarak, derhal doÄŸru dürüst bir kalesi olmayan ve müdafaaya elveriÅŸli olmayan Plevne’yi tahkim etmeye giriÅŸmiÅŸtir.
Balkanlardan güneye sarkmak için Plevne engelini aÅŸmak mecburiyetinde olan Ruslar, henüz yeni gelmiÅŸ, Osman PaÅŸa kuvvetlerine karşı 20 Temmuz 1877′de saldırıya geçmiÅŸtir. Bu ilk saldırıda, kahraman askerlerimiz baÅŸlarında Osman PaÅŸa ile düşmana karşı dururlar. Bu çarpışmalarda Ruslar 2874 ölü ve büyük ölçüde mühimmat bırakarak kaçarlar.
Moskoflar, savaşın başındaki kolay muvaffakiyetleri yüzünden ilerlemelerini devam ettireceklerini ummuÅŸlardı. Fakat bilmiyorlardı ki, karşılarında, tarih boyunca destanlar yazan imanlı askerler ve baÅŸlarında da Osman PaÅŸa gibi bir serdar vardı… Tecrübeli, cesur, imanlı kumandanların elinde olan bu ÅŸanlı ordu tarih boyunca zaferden zafere koÅŸmuÅŸtu… Ruslar maddi güçlerine güvenerek, 30 Temmuz’da yeniden saldırır. Bu defa 184 top ve 50 bin askerle birlikte… Buna mukabil, Osman PaÅŸa’nın elinde 58 top ve 23 bin asker vardı. Bu ikinci saldırıda da hüsrana uÄŸrayan Ruslar, 7305 ölü verdikten sonra, gerisin geri kaçarlar.
Rus ordusu Plevne önlerinde mıhlanıp kalmıştı. Osman PaÅŸa ve maiyyetindeki askerler düşmana göz açtırmıyor, bir adım bile ilerlemelerine müsaade etmiyorlardı…
Bütün dünyanın dikkati Plevne’deydi. Bir avuç Osmanlı ordusu, Rus ordusuna meydan okuyor, periÅŸan ediyordu. Yakılan türküler yıllar boyu dillerden düşmemiÅŸtir.
Karadeniz akmam dedi,
Ben Tuna’ya bakmam dedi,
Yüzbin Moskof gelmiş olsa,
Osman PaÅŸa korkmam dedi.
İman dolu sinede korku izi bulunabilir mi?.. Düşmanın sayı itibariyle çokluÄŸu sarsılmaz imana sahip insanlar karşısında bir kıymet ifade edebilir mi?… Bunun cevabı Plevne’de verilmiÅŸtir.
Bütün hırslanyla saldıran Ruslar, Osman PaÅŸa kumandasındaki Osmanlı askerlerinden yedikleri darbelerden sonra, bütün kuvvetleriyle Plevne önlerine gelmeye baÅŸlamışlardı. Rus Çan II.Aleksandr bizzat gelerek muharebeleri yakından takip etmiÅŸtir. Son Rus ihtiyatları Plevne önlerine getirilir… Gözleri öylesine korkmuÅŸtur ki, bütün bunlarla da yetinilemez. Çar, Romanya Prensi I.Karol’a bir telgraf çekerek yardım ister. Telgraf manalıdır. «İmdadımıza gel! istediÄŸin gibi, istediÄŸin yerden, dilediÄŸin ÅŸartlarla Tuna’yı geç! Acele Plevne’de yardımımıza yetiÅŸ! Mahvoluyoruz! Hıristiyanlık, dâvasını kaybetmek üzeredir!» Bu telgraf üzerine Kral Karol, 3 piyade, l süvari tümeni ve 108 topla Rus ordusuna katılır…
Ruslar yine periÅŸan oluyor
Ruslar ve Rumenlerden oluÅŸan birlikler Plevne’ye karşı hücuma geçerler. 7 Eylül’den itibaren 432 top, geceli gündüzlü Plevne’yi döğmeye baÅŸlar. Dört gün aralıksız devam eden top ateÅŸinden sonra, 11 Eylülde taarruza geçen Ruslar ve Rumenler, ancak kendilerinin dörtte biri kadar olan Osman PaÅŸa kuvvetleri karşısında periÅŸan olurlar. Bu üçüncü saldırıda da Ruslar, 3′ü general ve 350’si subay olmak üzere 15 bin 553 ölü vermiÅŸtir.
Plevne önlerinde bu muharebeler devam ederken, Osmanlı ordusu diğer taraftan Sırbistan ve Karadağ ile de savaşmaktaydı.
Plevne iki yönden Ruslar tarafından kuÅŸatılmıştı. Yalnız güneydoÄŸu ve güneybatıdaki Sofya – Plevne yolu açıktı. Muharebe ile Plevne müdâfilerini maÄŸlûp edemeyeceklerini anlayan Ruslar, tam «Rusça» bir yola baÅŸvururlar. Plevne’yi dört bir taraftan sararak kuÅŸatma altına almak, böylelikle, erzak ve mühimmat yardımı alamayacak olan kuvvetleri teslime zorlamak…
Bu planı tatbik için 3 Eylül’de, Plevne’nin güneydoÄŸusunda, Osma suyunun doÄŸu kıyısı üzerindeki Lofça’yı iÅŸgal ederler. Daha sonra 28 Ekim’de güneybatıdaki Sofya-Plevne yolunu da kapatırlar.
Böylelikle Plevne’yi dört bir yandan kuÅŸatmış oluyorlardı… Müdâfiler erzakları, cephaneleri bitene kadar vuruÅŸmaya devam ederler. Son kurÅŸunu da atıp, yiyecek birÅŸey kalmayıncaya kadar dayandıktan sonra, yine de teslim olmazlar.
Osman PaÅŸa, 10 Aralık gecesi kaleden çıkıp düşman saflarını yararak, beraberindekilerle birlikte düşman hattını geçmeyi planlar ve planını tatbik eder. VuruÅŸa vuruÅŸa ilerlerken, bir kurÅŸunla dizinden yaralanır. Dizini delip geçen kurÅŸun atına da isabet etmiÅŸtir…
Kahraman kumandan yaralı olarak teslim alınır. Rus baÅŸkumandanı ve Çar, Osman PaÅŸa’yı tebrik edip kılıcını iade ederler.
Üçüncü Plevne zaferinden sonra, Sultan II.Abdülhamid tarafından «Gazi» unvanı verilen Osman PaÅŸa, bir süre esir olarak Rusya’da kaldıktan sonra, Ayestefanos anlaÅŸmasının imzalanması üzerine İstanbul’a gelmiÅŸtir.
4 ay 23 gün Plevne’de Ruslara karşı koyan ordunun kumandanı Gazi Osman PaÅŸa’nın İstanbul’a geliÅŸinde, Sultan Abdülhamid bu ÅŸanlı askerimizi kucaklar ve «Sen benim yüzümü aÄŸarttın. İki cihanda da yüzün ak olsun!» diye dua eder. Daha sonra Mabeyn müşiri olan Gazi Osman PaÅŸa, vefatına kadar bu vazifede kalır.
Düşmanın dahi takdir etmeye mecbur kaldığı bu faziletli kumandan, marşlarla dillerde, hatırasıyla gönüllerde yaşayagelmiştir. Halâ söylenir:
Kılıcımı vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa
Şanı büyük Osman Paşa
Askerinle binler yaÅŸa…
5 Nisan 1900′da Rahmet-i Rahmana kavuÅŸan Gazi Osman PaÅŸa’nın mezarı Fatih camii haziresindedir.
Popularity: 70% [?]

Yorum yaz
You must be Kullanıcı adınız to post a comment.